14 Şubat 2008 Perşembe

Umutlarim vardi

Baharları bilmedim ben şimdiye kadar,
Yaşamadım ki hiç baharı.
Kırları; bilmedim. Kır çiçeklerini hiç koklamadım,
Başıma taç yapıp takmadım onlardan hiç.
Arıların o çiçekten o çiçeğe koşuşturmalarını görmedim hiç
Görmedim ben arı ve çiçeklerin aşklarını nasıl yaşadıklarını
Benim zamanım hep yaprak dökümü oldu
Hazan mevsimiydi hep mevsimler bahar yoktu arasında.
Sararan kuruyan yaprakların dallarından kopup yerlere savruldukları mevsimdi hep.
Yerlerde ayaklar altında kalıp toz duman oldukları zamandı.
En çok ne özlediğimi bilmedim hiç
Bilmedim neyi beklediğimi.
Düşlerim, hayallerim olmadı hiç
Güzel rüyalar görüp anlatamadım
Anlatamadım kimseye.
Umut!... O da ne ki?
O nu hiç tanımadım
Bir umutla karşılaşamadım ki hiç
Umut bağlamadım ki hiç bir şeye
Hayatın gerçeği sandım hep
kabullenilmiş yaşam yenilgisini.
Sonunda bir rüya
Sadece bir rüya kendime getirdi beni
Umut vardı içimde artık, yeşil yeşil filizlenen
Rüyalarım vardı anlatıp paylaştığım
Kısacık yaşantımın son noktasına kadar
Peşinden koşabileceğim hayallerim vardı
Gideceğim vardı yollarına
Beklediğim vardı yollarını gözlediğim
Ağır hüzün kuşlarının konduğu da olsa özlem vardı,
Özlediğim vardı
Uğrunda ÖL dese öleceğim!..

sevdim ya

SEVDİMYA


Ben seni böyle sevdim
Adını bilmeden yüzünü görmeden
Geçmişimde olmadığın
Geleceğin de olmayacağı gibi
Ben seni böyle sevdim

Yokluğunda sevdim senin yokluğunu
Sessizliğinde sevdim sesinin sıcaklığını
Uzaklardayken yanımda olmanı sevdim
Yanımdaymış gibi sarılmanı
Ben seni böyle sevdim

Beni yürekten düşündüğünü sevdim
Uzaktan da olsa öpüşünü sevdim
Temennilerini sevdim dileklerini
Kutlamanı tebriklerini sevdim
Ben seni böyle sevdim

İnsanca düşüncelerini sevdim
Engellerini tavsiyelerini
Dağınıklığını yorgunluğunu
Uykusuzluğunu susuzluğunu
Ben seni böyle sevdim

Uzaklığını sevdim Akdeniz den
Karadeniz e kadar uzaklığını sevdim
Getirmese de seni bana, beni sana
O yolları sevdim
Ben seni böyle sevdim

Anlamsız inadını sevdim
Varlığında yokluğunu yaşatmanı
Kendine sahipliğini, sınırlarını
Azmini yüreğinin duruşunu sevdim
Ben seni böyle sevdim

Ben seni böyle sevdim
Baharın dallarında
Kırların çiçeğinde
Verdiğin boynu bükük gülünde
Ben seni böyle sevdim

Gözüm deki yaşta sevdim
Hüznümde ki neşem de
Neşemdeki sevincim de
Üzüntülerimden uzakta olarak
Ben seni böyle sevdim..

Kim Bilir ki

KİMBİLİR Kİ

Sabahlar geliyor uykusuz gecelerin ardından
Ama sen gelmedin hala.
Yollara gözlerini dökmek ne zormuş.
Beklemek!...
Ölümden betermiş.
Gözlerim bir yudum uykuya hasret,
Ömrüm bir yudum nefesine,
Yüreğim bir yudum sevgine,
Elim ellerine, başım dizlerine,
Ayaklarım yoluna hasret,
Hasretimsin!...
Bütün hasretlerim aslında sen.
Sensiz geçen gecelerde uyumayı unutturdu hasretin bana
Gözümden kayan yıldızların ardından,
Ne kadar anlarsın sevdiğim o da senin yüreginde.
Her gün ayrı bir hüzün çöker yüreğime,
Her gün ayrı bir yeri kanar yüreğimin,
Zor muydu be..! Bu kadar zor muydu?..
Anlamak, anlamaya çalışmak yüreğimi,
Bendeki o sonsuz ……….
Hayallerimde sen, düşlerimde sen, rüyalarımda sen,
Ömrümün geriye az kalan zamanında sen,
Ben beni yitirmişim ben hep sen….
Yüreğimin coşkun çağlayanıyla yazıyorum yine
Hani o çok sevdiğimiz parlak ay vardı ya,
Bu gecede gözümden kaydı.
Onu toparla avucunda,
Gülüş olarak getir bana,
Bir hasret sonu olarak getir.
Kimbilir …
gözümden kayan o ay belki son noktayı koyar,
Kimbilir …
belki aldığım son nefestir bu,
Kimbilir …
sensiz geçirdiğim son gecemmidir bu..
Kimbilir …
belki yazılan son şiirmidir,
Kimbilir …
belki son seslenişim, son haykırışımmıdır bu sana
Kimbilir …
belki bu sondur,
Kimbilir sevdiğim hasretin sonum olur….

Sen bilmedin

SEN BİLMEDİN

Sen hiç bilmedin ama,
ben hep sevdim seni sensizlikte
Her gülümsediğinde,
nazlı ceylanlar inerdi
yüreğimin umut pınarlarına
Uğur böcekleri uçuşurdu ansızın
Yüreğimin gökyüzünde

Sen hiç bilmedin ama,
bir derdin olduğunu anlardım
gözlerin daldığında...
içim titrerdi,
düşman kesilirdim seni incitenlere,
hüzün dalgaları vururdu
Yüreğimin sahillerine

Sen hiç bilmedin ama,
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi
yüreğimin semalarında
Keyifle uyanırdı düşlerim
Alaca şafaklara

Sen hiç bilmedin ama,
gözlerin gözlerime değdiğinde,
yeşerirdi ruhumun yanıkları
Baharı yaşardım hazanlarda
sevda kuşları konardı
yüreğimin üstüne

Sen hiç bilmedin ama,
“Naber” dediğinde,
denizine kavuşan martılar gibi
çığlık çığlık, kanat çırpardı sevinçlerim
Büyülü bir el değmis gibi
silinirdi bütün hüzünlerim,
günüm aydınlanırdı sürekli
güneşim batmazdı dağlarda...

Sen hiç bilmedin ama,
kabul etmek istemesen de,
kıs ortasında düsen şaşkın cemreler gibi,
zamansız düşmüştüm sevdaya
Ben çoktan geçmiştim o yolları ama
mümkün değildi geri dönüşüm
Bilirdim ki imkansızlık vardı
Ağlardım kuytu yerlerde

Sen hiç bilmedin ama,
ardından sürekli yas tuttum
uzaklara gittiğimde
Tutunacak bir daldan mahrum kalan
sarmaşıklara dönüyordum
Köksüz kalıyordum
öksüz kalıyordum
sensiz kalıyordum
su koskoca dünya da !...

kendimden yoruldum

KENDİMDEN YORULDUM
Gülümseyen maske takmaktan,
içim kan ağlarken insanlara gülmekten
Çok hırçınken bile sakin olmaktan
Hıçkırarak ağlamak isterken,
Gözyaşlarımı içime akıtmaktan...!
Yoruldum...!
İçimden dağlara, denizlere,
Hoyratça esen rüzgara, toprağa, kuşlara,
"Seviyorum" diye haykırmak isterken, susmaktan Yoruldum...!
Mavinin her tonunda kaybolmak isterken,
Siyaha esir olmaktan yoruldum...!
Kendimden yoruldum...!
Hep güçlü olmak ne zordur...
Hep sorumluluk sahibi olmak...
Ruhum yoruldu...!
Çok zor, yoruldum...!
Çabuk tükettim ömrümü.
Dünümü...!
Bugünümü...!
Yarınlarımı...!
Umutlarımı...!
Duygularımı...!
Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim sanki...
Bir hayat oyunumuydu bu; oyunun adı hayat mıydı?
Oyuncular da Ben! Ve Sen!.. miydi. Böyle mi olmalıydı
Yardımcılarımızda Sevgi, şefkat, acı, hüzün, özlem, hasret, ayrılık ve mutsuzlukmu?
Konumuz da Herseye rağmen umut olsun...!
Kendimden yoruldum..
Artık tutunduğum, güvendiğim,
Yanındayken kendim olduğum,
Maske takma ihtiyacı hissetmediğim,
Ağlamak istediğimde;
Fırsat verince özgürce ağladığım,
Haykırmak istediğimde sevgimi;
Sınır tanımadan haykırdığım, sen varsın...!
Artık hayat oyununun ikici perdesini açtım...
Her yer ışıl ışıl...
Dağınık saçların,
Güzel gözlerin acı da olsa sözlerin umudum...
Senin sevgin şefkatin yarınlarım...
KENDİMDEN YORULDUĞUM YERDE, SENİ BULDUM...! BEN!!!

Hazan

HAZAN..!!
Veda eder ağaçlar yapraklarına bu mevsim.
Sevdalar inadına daha koyulur.
Ve doğanın hırkası sarıdır artık.
Renklerin armonisi yaşanır ardı sıra.
Yeşil kırmızıya, kırmızı sarıya bırakır yerini gün be gün.

Hazin bir yitişin ilk çağrısı mıdır sonbahar yoksa,
Yeniden oluşum kozası mı?
Ölü toprağı serpilmiş şehirlerin
Yalnızlığında uyanılır gecelerin sabahına.

Kelebek bakışlarında hayal edilir okyanuslar...
Bir bir yüzüne kapanmıştır kapılar kalabalığın.
Kordon Boyundaki bank dost arar dertleşecek.
Deniz üstü sohbetler özlenir olmuştur.

Çilingir sofrasının kahkahaları yankılanır balıkçı iskelesinde.
Ağaçlar yavaşça bırakır yaprağını yere,
Asi çiçekler bekleşir toprağın eşiğinde.
Sayfa arasındaki gül yaprağıncadır hülyalar.

Maviye, yeşile mersiyeler yazılır çatlamış dudaklarca.
Ellerinde topaçları yaz çocukları,
Kaçışır her biri bir köşeye.
Camdaki buğuya çizilince sıkıntıların resmi,
Son sıcağı da çekilince bedenden
Yazın, Eylül kuşlarına yüklendiyse menevişler
Artık hazana akmaktadır zaman.
Güneş, Kaf Dağının ardındadır umarsız.

Ve bir seyyahın zulasında bir dahaki dönüşe götürülür umutlar.
Beklemekse eğer yazgımız,
Hazanın sonunda elbet bahar olacak.

ne olur diyorum ne olur

"SUS nolur! "

Gözlerine bakmak geliyor içimden,konuşma sakın..


"DİNLE nolur!"

Söylediklerimi degil gözlerimi dinle..
Sözler sussun bu defa..
Sabah olmamalı,gece bitmemeli..
Şahit olmalı bu sefer ay,gidişine..
Yıldızları tek tek takmalıyım ardın sıra peşine..
Gözlerin,gecenin karanlıgını silmeli sözleriyle..

Buna rağmen gitmemelisin yine de..
Gecenin zifiri karanlıgında mavi gözlerimi ışıldatmadın bu defa..
Muhtacım ,ihtiyacım var buna..
Şimdilik gitme..


"BAK nolur!"

İkimizin yüzümüzden ne hale geldi ayrılık!!?
Onu bile elimize,yüzümüze bulaştırdık,beceremedik..
Ayrılık onurludur..
Unutma!!
Gittigin zaman geri dönmemelisin ki incinmesin gururu..



"YAPMA nolur!"

Işıgını durmadan yollamasana gecelerime..
Aydınlatmasana her seferinde karanlık gözlerimi..
"Ayrılık" bunun adı,gelip durmasana!
Her gidişinde şu kahrolası dilimi dizginlesene!
Dizginle ki sana "GiTME" demiyeyim..


Kabul et artık,ayrıldık biz..
Sabaha çıkmayan gecelerimle beni baş başa bırak..
Artık durmadan gelipte alışmamı zorlaştırma..
Artık hayalerime dokunupta ayrılıgın gururunu kırma!!


"OFFFF nolur!"

Vurdu yine saat gece yarısına..
Geldi yine ağlamaklı ayrılık sarkı tınılarını dinleme zamanı..

Hayallerim...!
Yalnız ve kimsesiz bırakın beni artık..
Getirmeyin gecelerime onu durmadan..
"Nolur diyorum, nolur...."

sonsuz ask

SONSUZ AŞK
Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak için...

asktan bahseden butun sarkilar

Aşktan Bahseden Bütün Şarkıları Azat Ettim Beynimden

Aşktan bahseden bütün şarkıları
Azat ettim beynimden bu gece
Çenemde kilitli kalmış bütün cümleleri
Ki özgür olsalar da söylenmeyeceklerdi belki çoğu
Sana
Seninleyken
Sensizlikten bahseden cümlelerimin

Aşkı anlatan bütün şarkıları
Azat ettim beynimden
Hani o üç kuruşa meyhane köşelerinde okunan
Hani o üçüncü kadehten sonra olma sahte kahramanların
Alkol kokan ağızlarından geceye yayılan
O ucuz şarkıları.

Acıları alkolle evcilleştirmenin bir faydası yok
Yahut bütün şarkıları silip atmanın beynimden
Bu gece bir şiir yazsam yeter
Sana
Seninleyken
Seni özlemeyi anlatan...

kadehler olume sevgiler nefrete donusmeden

Kadehler Ölüme Sevgiler Nefrete Dönüşmeden...


Ne zaman sana benzeyen birini görsem,sen zannediyorum.
Koşup bakıyorum ardından sesleniyorum,
Oysa yoksun.
Sen geliyorsun aklıma,
Düşünüp ağlamaklı oluyorum.
Sonra..
Boşver diyorum , boşver bitti.
Her güzel şey gibi,
Kısacık bir ömürdü belki bir kaç aya sığıveren.
Sen yeni bir omuz bulursun,
Başını koyup ağlayacak yalandan.
Ben kadehime gözyaşlarımı doldurup içerim,
Sevgimi meze yapıp unutana kadar seni.

Bak.
Ağlamıyorum artık,
Gülebiliyorumda sen yokken.
Nefretimi yaktım sigaramın ucunda duman,duman.
Sevgimin üstüne bir çizgi çektim,
Silmedi silgiler .Silemedim.
İzin verde bende yaşasın sevgim.
Bırak masamda karşımda otursun.
Görmesemde bir kadehi paylaşsın benle.
Hadi gülüm.Şerefe.
Bakma sarhoş olduğuma ,bu da geçer.
Kalkarız ayağa yine.
Düşsek te yıkılmayız ölesiye.
Öylesine içiyorum iş olsun diye.
Sanmaki senin için sarhoşluğum,
Sana değil gülüm unutamadığım başkası.
Unutamadığım masum ağlamalar,masum göz yaşları.
Nasıl da inanıyor insan sevince.
Uykularımı kaçırıyor karanlık gece.
Rüzgarın uğultusu korkutuyor gülüm.
Hava soğuk, sarhoşum,denizde durgun.
Aklımı kaçırıyorum sanki,birazda üşüyorum.
Ne olur.Bir el dokunsa arkamdan,
Öpse soğuk dalgalar bedenimi.
Zor da olsa üzülme gülüm,gel gör cenazemi.
Ağlama yalnızca alkışla,
Ne zaman hatırlarsan beni.

Şişeler boşaldı,film koptu,hatırlamıyorum gerisini.
Yinede üzülme gülüm zorlayıp vicdanını.
Yine bulursun bir kaç kuruş verecek birisini.
Ama .Sevgiye ihtiyaç duyarsan bir an.
Sanmaki sana,etinedir sevgisi.
Bir anlık zevkin hırıltılarıdı rsahte sevgi sözcükleri.
Sanmaki bende sevdim,
Sanmaki sevgime isyanım geceleri.
Başkası olsa yıkılırdı belki.
Yıkılmadım ulan,düşmedim,
Dim dik ayaktayım ilk günkü gibi.
Kustuğum kan değil,kızılcık şerbeti,
Sendemi zannettin seni sevdiğimi,
Geç bunları gülüm ,geç..
Sevmedim vallahi ,sevmedim billahi,
Ben ,beni sevmişim gülüm, boş ver.
Ben kimseyi sevmem kaldıki seni.

Dur biraz.Sigaramdan bir nefes,
Rakımdan bir yudum alayım.
Oh... yarasın.
Zehir olsunda aksın içime.
Kadehler ölüme ,sevgiler nefrete dönüşmeden
Yazıyorum aklıma ne gelirse.
Ben Şairim....
Şairler son yolculuğuna uğurlanır şiirle.
Sende bana bir şiir söyle hiç sevmesende.
Biraz sıkıntıya gir oku.
Eğer gelirsen kabrime.
Çiçek getirme istemem,duada etme.
Suda dökme toprağıma üzülme.
Bir damla göz yaşı ver yeter.
Bir de şiir oku ihanet üzerine.
Ben duyarım gülüm sesin titresede.

Kim demiş şairler sevmez diye,
Şairlerde sever ölümüne hemde.
Bende sevdim ulan,sevdim işte.
Delicesine.
Tanrının laneti gibi çöktü üstüme,
Sevginin gölgesi istemesemde.
Artık şiirde yazmayacağım belki.
Belki sevmeyeceğim kimseyide.
Ölümü bekleyeceğim camdan bir kutuya koyup sevgimi.
O gün geldiğinde.
Belki hiç duymayacaksın katedrallerdeki çanları.
Sabahın bilmem kaçında camilerdeki salaları.
Üsküdar eşrafından olup,
Bilmem nerde oturan,
Vefat etmiştir .Allah rahmet eyleye...
Duysanda umursamayacaksın belki.
Nereden bileceksinki.
Biten bir ömrün,
Bitmeyen bir sevginin,
Son yakarışları bu,
Sessizce...

Nokta nokta

Nokta Noktam

Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
Beni anlatmış sana ve sen ona
"Unuttum artık onu" demişsin.
Hem bu sözü gülerek,
Medar-ı iftihar ile söylemişsin.
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Çünkü; unutmak için
önce unutulmak gerek
Oyasa ki sen,
Hala bende esen,
Eski kavak yelisin.
Unutamazsın...
Kan değil, tüküremezsin,
Ruj değil, silemezsin
Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
İki heceli erkek adımı
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Seninle biz, halâ bir kabukta
İki badem içi gibiyiz.
Baharsın; kokacaksın
Güneşsin; yakacaksın.
Sabah yatağım kadar rüyâ dolu
Sabah yatağım kadar sıcaksın
Unutamam
Unutamazsın!
Şimdilik bu kadar.
Öbür mektubuma daha diyeceklerim var
Darılma bana, gücenme sakın
Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
Binlerce selam sana.

Bahar başladı nokta noktam
Ankara'da bahar, veriminde toprak ana
Aylar var ki sana tek satır yazamadım
Oysa ki şimdi mevsim bahar
Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
Artık yazmalıyım.
Takvime baktım bu sabah,
ayrılalı beş ay olmuş.
Düşün ki Nokta Noktam
Beş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder.
Bunca uzun ayrılıksa;
İnan bana Nokta Noktam
İnsanı, herşeye küskün eder.
İnan bana... Dargınlığım herkese
Ve tek hasretim sana
Düşünüyorum...
Aşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
Bu yolun sağında yükselen
Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
Bahçesinde iri yedi veren,
kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
Ablan yanımda çorapsız gezerdi,
Baş örtüsüz annen.
Düşünüyorum... Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri "Şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur" derdi.
Bahar başladı Nokta Noktam.
Ankara'da bahar,
Gönül ufkunda yağmur bulutları
Cennet olsa artik sevmiyorum
Sevmiyorum sensiz baharı...

Sen; ey yirmidört baharın en güzel süsü!
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey ilk yaz akşamları kadar güzel çocuk!
Sen; ey altın gözlerinin hisli dünyası!
Ölümsüz bir yolculuk yaratan
Sen; ey çıplak bir hançer gibi!
Boylu boyunca gönlümde yatan
Sen; ey herşeyim olan herşey!
Son mektubunda söz verdin
Tut diyorsun, unuttum
Unut diyorsun, unutmak mı???
Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç?
Gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç?
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey herşeyim olan herşey!

Bu gece Yılbaşı...
Başkent'de kar yağıyor Nokta Noktam
Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
Başkent'de kar yağıyor, başkent'de kar...
Bu gece yılbaşı.
Bilirsin ki Nokta Noktam
Yılbaşında hesaplanır
Çoğu zaman insanların yaşı.
Bu gece yılbaşı...
Tokmaklarında yirmi dört hece
Eğilip üstüme sessizce
Şehrin kule saati
Bilir misin Nokta Noktam?
Bilir misin, bilir misin ne dedi?
"Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi."
Ve bir el saçlarımdan tutarak
Kalbimi sana kadar sürükledi.
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.
Ne de kıvrak bu vals havası
Başladı yine gönlümün
On yıl evvel ki kanaması
Ne günlerdi o günler cancağızım
Ne günlerdi...
Sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
Başı duman duman bir kız.
Ben, yirmi üstünde
Gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
Öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
Ne çabuk geçti zaman.
Hey gidi Dünya hey...
Bu gece yılbaşı
Dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar
Köşede bir kırlent, kırlentde bir resim.
Bartın'da bahar.
Elimle yapmışım
"asma köprüsünden" Kocanaz deresi
Sağda, orta okul
Okulda, çocukların sesi.
"Çakır beylerin" elma bahcesi.
Derede kayık, dümende ben.
Küreklerde sen.
Hava berrak, hava ılık
Hava temiz
Ve sularda sarmaşan gölgemiz
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları değil artık
komşu plâkta.
Gönlüm bu diyardan çok çok uzakta.
Dışarıda kar yağıyor.
Dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi
Eski hatıralar...
Rıza Polat Akkoyunlu

sen yokken biraz daha oluyorum ben

Sen yokken biraz daha ölüyorum ben

Sen yokken biraz daha ölüyorum ben
Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor
Her mevsim kış, hergünüm gece
Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin

Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında
Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok
Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok
Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin
Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında

Alevi yok yangınların, suyu olmadığı gibi yağmurun
Denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi
Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin
Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında

Dostu yok gecelerin, geceler çok uzun
Geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit
Ümidi yok yarınların,
Tıpkı senin yokluğun gibi
Ve ben biraz daha sana hasret
Hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş
Düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm
Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında

Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben
Karamsarlıkları hep senden
Hayalinle süslenen bu şehir
Ve ben ölüyorum bu şehirde sensizlik ortasında

yok mu

YOKMU__
O seni düşünmek yok mu
Geceler dolusu seni düşünmek
Sarılmak karanlıklara sen diye
Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek



O seni özlemek yok mu
Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek
O seni gizlemek yok mu
Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
Seni saklamak içimde delice, divanece
Öylece yaşamak seni, öylece sevmek



Ve seni kaybetmek yok mu
Bulduktan sonra seni kaybetmek
İşte o beni yakan, yıkan, solduran
Ses versem de duyamazsın artık
Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan

asigim demekle asik olunmuyor

Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor

Aşk aşk diye inliyoruz durmadan,
Duygularımız akıp gidiyor satırlara,
Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra
Geçek aşk'ı yaşıyormuyuz aceba?

Şimdiki aklım olsay dı eğer,
Sorardım kendime,aşık olmadan önce
Bu güç,bu hırs,bu azim varmı diye.
Sorardım sevdiğime
Beni sevmek yürek ister,
Sende bu yürek var mı diye.

Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor.
Sevği karşılık ister,özveri ister.
Aşk verdiği kadarını almak ister.

Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Bozulmuş'sa terazinin bir kefe'si
Gelmiyor sa verdiğin sevği geriye
Kabuslar görürsün tüm gecelerin de.

Aşığım demekle aşık olunmuyor
Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin.
Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi,
Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi.

bekleyenler icin

Bir ayak sesi duymayayim

Kapiya kosuyorum

Gelen sen misin diye

Bir siyah sac gormeyeyim

Yuregim burkuluyor

Aglamakli oluyorum

Her sey bana seni hatirlatiyor



Gokyuzune baksam

Gozlerinin binlercesini gorurum

Bir ruzgar degse yuzume

Ellerini dusunmeden edemem

Yaktigim butun sigaralarin

dumanlari sana benzer

Tadi senden gelir

Yedigim yemislerin

Ictigim ickilerin

Ve icimdeki bu dayanilmaz sikinti

Bu emsalsiz huzun

Seni bekledigim icindir



Resmine bakamaz oldum

Uykulardan korkuyorum artik

Utaniyorum odamdaki butun esyalardan

Su sedir hala gelip oturmani bekliyor

Su ayna karsisinda guzelligini seyretmeni

Su kadeh dudaklarina degebilmek icin duruyor masada

Ve su saat geldigin anda

Durabilir sevincinden

Zaman cildirabilir

Cunku benim dunyamda

Olumsuzluk, seni sevmek demektir.



Bir cocuk dogmayi bekler

Bir agir hasta olmeyi

Bitkiler yagmur ve gunesi bekler

Yalniz bir kadin sevilmeyi

Ve dusun ki bir adam

Icinde butun bekleyenlerin korkusu ve umidi

Seni bekler

Asilmayi bekleyen bir idam mahkumu gibi



Sen gelinceye kadar

Pencerem kapali duracak

Ruzgar gelmesin diye

Artik perdeleri acmayacagim

Gun isigi girmesin diye

Sonra kahrolacagim

Bu karanlikta, bu derin yalnizlikta

Ve gunlerce gecelerce haykiracagim

Nerdesin diye, Nerdesin?



Bir gun bu kapidan sen gireceksin

Biliyorum

Ergec bu bekleyisin bir sonu gelecek

Yillarca sonra

Oldugum gun bile gelsen

Butun bu bekleyisimi ve oldugumu unutup

Cocukler gibi sevinecegim

Kalkip sarilacagim ellerine

Uzun uzun agliyacagim.

 

6 Şubat 2008 Çarşamba

Gozlerinden KAN dokulsun

Sadece ... Gözlerinden KAN dökülsün ...!

Düşlerimden düşmek üzeresin sevdiğim...
Dalından kopardığım umutlarımı..
Kurumuş yada kurumaya hazır gözyaşlarımı..
Hepsini,sadece hepsini..
Kaldırım taşlarının o soğuk ve serseri yüzüne..
Terkedip kaçtım oradan..
Zamanın teklediği..
İhanetinin..Duran Soluğumu bir bıçak gibi kestiği..
Gecenin Gün doğumuyla sevişmeye yakın suları...
Sus...
Sus...
Sus...
Sadece ... Gözlerinden KAN dökülsün ...
...
Seni , Mayasız öptüğüm günler aklıma geldi...
Sessizliğin içinde nefesini içime çekerken..
Kan toplamış dudaklarım morarırken..
Seni ... Düşünüyorken ..
Uykusuzluğun içinde uyuyorken..
Uyuyorken ve seni izliyorken..
Kuş Tüyü yastığımızın üstünde yüzen saçlarını kokluyorken..
GÜNAYDIN derken...
Hani Duymamışken..
Hani kalkmamışken..
...
Bana söyleseydin...
Gecenin bir ücra köşesinde..
Nefesimi bırakacağım avuçlarına deseydin...
Nefes verirdim sana...
Canını..
En aciz yerinde KANSIZ ve CANSIZ bırakıp gideceğim deseydin ...
Can Verirdim sana...
Oysa sevdiğim..
Oysa bir hiç uğruna sensiz bıraktın beni..
...
Zamanın teklediği..
İhanetinin..Duran Soluğumu bir bıçak gibi kestiği..
Gecenin Gün doğumuyla sevişmeye yakın suları...
Sus...
Sus...
Sus...
Sadece ... Gözlerinden KAN dökülsün ...

uCSuZ BuCaKSiZ BiR SeVGi

Kocaman uçsuz bucaksız bir okyanus düşün
İçinde bir sürü güzelliği barındıran
Mavinin tüm tonlarını görebilirsin, içini rahatlatan
Gece ayın ışığıyla suya vuran yakamozlar
Seni bilinmeyen diyarlara götürüverir.
Milyonlarca canlıya bir barınak olur, sığındıkları
Ilık bir meltemle mis gibi kokusu vurur yüzüne
Aldığın derin bir nefesle yaşadığını hissedersin
İşte sen böylesine derin bir okyanus gibisin, merak ettiğim...


Kocaman uçsuz bucaksız bir çölü düşün
Başı nerede sonu nerede bilemezsin, alabildiğine gidersin
Öyle bir serap görürsün ki, bir hayal alemine sürükler seni
Bir an mutlu eder, sonra şaşırtır o yeşil vaha kaybolduğunda
Altın sarısı kumların ışıltısıyla, gördüğün gerçek mi hayal miydi bilemezsin
Oysaki bir damla sudur istediğin
Güneşin sıcaklığı kavururken dudaklarını
İşte sen böyle sıcacık bir çöl gibisin, sevgini hissettiğim...


Kocaman uçsuz bucaksız gökyüzünü düşün
O simsiyah derinliğinde parıldayan yıldızlarıyla
Bir anda kayıverirken bir tanesi, içimizdeki umutlar gibi
Bütün duygusallığıyla ay görünür bulutların ardından
Bi şeyler hissettirir, umudu yaşatır, geçmişi unutturuverir
Öylesine sonsuzdur ki gecenin yüzü, içine bir dalarsan çıkamazsın küçüğüm
İşte sen böyle sonsuz bir gökyüzü gibisin, asla kaybetmek istemediğim...

BeNi GuZeL HaTıRLa

Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
Uyandın ve ben bittim...

Beni güzel hatırla!
Çünkü; sevdim seni ben, her şeyini...
Sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla!
Sayfalarca mektup bıraktım sana.
Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
Sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de anlamadın.

Beni güzel hatırla!
Sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
Ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.

Beni güzel hatırla!
Dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
Alnından öptüğüm dakikaları...
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
Bu da sana son sürprizim olsun.
Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
Gidiyorum...

DeGMeZ Bu HaYaT...

ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN
EN ASİL GÖREV HAYATTIR

BİR LOKMA EKMEK İÇİN
ŞEREFİNİ ÇİĞNETMEYE;

BİR ANLIK HEYECAN İÇİN
SERVETİNİ TÜKETMEYE;

BİR ZAMANLIK MEVKİ İÇİN
EL AYAK ÖPMEYE;

İNSANLARI EZİP GEÇMEYE
GÜNLÜK MENFAATLER İÇİN
ONURUNU TERK ETMEYE;

BİR KISIM İNSANLARA KIZIP
TÜM İNSANLARA DÜŞMAN OLMAYA
DEĞMEZ BU HAYAT…

SeVDiGiNi BiLMeMeKMiS

AYRILIK DEĞİL
ÖZLEMEK DEĞİL
EN BÜYÜK ACI BU GİDEREK
BÜYÜYEN BOŞLUKMUŞ
EN BÜYÜK DERT KİMİ ÖZLEYİP
KİMİ SEVİP
KİMİ SEVMEDİĞİNİ BİLMEMEKMİŞ
EN BÜYÜK KAYBOLUŞ
SEVİP SEVİP
SONUNDA KİMİ
SEVDİĞİNİ BİLMEMEKMİŞ….

Bilmiyorsun

Kaç gecedir seni uyuyorum,
Seni uyanıyorum kaç sabahtır,
Bilmiyorsun !
İsmin hala dudaklarımda gizli,
Seni içiyorum sabah akşam kaç dumandır,
Gözlerimde tütüyorsun.
Seni ağlıyorum kaç damladır,
Seni gülüyorum,
Bilmiyorsun !
Hiç düşündün mü
Saçlarım neden bu kadar dağınık
Neden gözlerim bu kadar parlak
Ve seni neden seviyor bu kadar delicesine
Kaç dalgadır seni vuruyor denizler yüzüme
Kaç martıdır başımda dolaşıyorsun
Kaç rüzgardır saçlarımda ellerin
Bilmiyorsun !
Kaç mızraptır seni vuruyorum tamburun tellerine
Kaç sestir sen ağlıyorsun göğsümde name name
Kaç nefestir üflüyorum gözlerini neyime
Bilmiyorsun, bilmiyorsun...
Kaç şiirdir seni yazıyorum kalbime
Seni çiziyorum kaç resimdir
Seni çağırıyorum türkü, türkü,
Bilmiyorsun !
Kaç gündür seni üşüyorum,
Sana yanıyorum kaç haftadır
Bilmiyorsun !
Kaç buluttur ıslanıyorum aşkından
Yüzüm sen, gözüm sen, saçım sen oldun.
Kaç aynadır sen duruyorsun karşımda
Kaç ormandır yanıyorsun yüreğimde
Bilmiyorsun !
Güller gördüm kırlarda, kelebekler gördüm
Kaç bahardır seni açtı çiçekler
Sende uçtu bütün uğur böcekleri
Seni tuttu balıkçılar
Arılar seni koydu kovanlarına
Kaç ülkedir seni gezdi göçmen kuşlar
Bilmiyorsun !
Kaç şarkıda seni dinler ağlarım
Kaç kadehtir sen dokunuyorsun dudaklarıma
Seni içiyorum kaç şaraptır
Kaç özlemdir özlüyorum kokunu
Kaç vapurdur sen geçiyorsun içimden
Kaç saattir bekliyorum, aramıyorsun
Bilmiyorsun !
Kaç ölümdür ölüyorum ardından
Kaç mezardır gömüyorum aşkını, olmuyor.
Seni neden sevdiğimi, nasıl sevdiğimi
Bilmiyorsun !
Kaç gecedir seni uyuyorum,
Seni uyanıyorum kaç sabahtır
Bilmiyorsun !
Kaç zamandır sana ihtiyacım var;
Bilmiyorsun !

Besinci Mevsimim

Besinci Mevsim

.
hani
gidiyorsun ya,
her sey donuyor aniden
üsüyor yüregim
ellerim buz
ama,
______sana KIŞ'sin diyemem

hani,
bir ses,bir nefes bekliyorum
ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden
dökülüyor yüregimin yapraklari
ama,
______sana SONBAHAR'sin da diyemem

hani,
geliyorsun ya habersiz,aniden
açiyor ruhumun çiçekleri
gökkusagi geçiyor üzerimden
ama,
______sana ILKBAHAR'sin da diyemem

hani,
askin alevi sariyor ya
yaniyor yüregim
titriyor bedenim,nöbetlerdeyken
ama,
_____sana YAZ'sin da diyemem

sen benim
bilmedigim
görmedigim
tatmadigim
hiç yasamadigim
_____besinci MEVSIM'sin

Ve...
Çaren yok..
Bir gün mutlaka geleceksin

Duvardaki Elegim...

Duvardaki Eleğim...
İşte Gidiyorsun...

Şu kısacık zamanda neler paylaştık bir düşünsene

Sana dair, bana dair, hayata dair....

“BİZ”E DAİR..........

Sahi, “BİZ” olabildik mi?



Neden inkar ediyorsun?

“Gitmiyorum” diyorsun

Belli ki gidiyorsun

Yavaş, ama emin adımlarla uzaklaşıyorsun



Sana kapılarımı ardına kadar açmadım mı?

Şu küçücük yüreğimi avuçlarına bırakmadım mı?

İçimdeki çocuğu ortaya çıkarmadım mı?

Sana olan aşkımı haykırmadım mı?



“Meçhule Giden Gemi” ye bineceksin birazdan

Yıkılmayacağım ardından

Yokolmayacağım.....

Evet üzüleceğim.

Meğer benim tek dostum varmış anladım

“DUVARDAKİ ELEĞİM”.....





Sevgi’yle Kal

simdi ayriyiz, biliyorum

Simdi Ayrıyız Biliyorum
Ama hergün seni hatırlamaktan
kendimi alamıyorum
Sakın yalnıs anlama
Seni hatırlayısım
Sana olan sevgimin devam ettiginden degil
İçimdeki kin ve nefretle dolu olan
Duygularımın her gün , her an , her dakika
Büyük bir kızla artması
Sen benim için
Karanlık gecelerin ısıgı
Soğuk gecelerin sıcagı
Umutsuz gecelerin umuduydun
Ama artık
Sana olan sevgim
Yalnızca;
Benim sana karsı olan
Büyük haranlıgımdan geriye kalan artık bir sevgi
Yasıyorsam
Gelecek günlerin bana getirecegine
inandıgımdandır....
ki o gün geldiginde
Sana geri dönecegimi sanma sakın
Çünkü;
Senin gururunun bittigi yerde
Benim gururum baslayacak
ve o günden sonra
Seni ölümüne unutmak için
yasayacagım
Zaten ben seni her gecen gün
Unutmaya calısıyorum ama sen
Sen varya hiç bir seye degmeyen
Zavallı , acımasız birisin
Sen öyle alcaksın ki......

Senin Korkularini, Benim inceligimi...

Senin Korkularını, Benim İnceliğimi...

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.

Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.

Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.

Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.

Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.

Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.

İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.


O küçük ölüm!
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.


Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını?

bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.

Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.

Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,

Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..

Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

Canim, Sevdigim, Yüregim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Canım, yüreğim, sevdiğim;
Sanki hüzün denizinin kaptanı gibi yol almaktasın...Gözlerindeki giz beni endişelendiriyor. Susma hakkını kullanıyorlar biliyorum ...O bakışındaki hüzün var ya; sanki yüreğime saplanan bir bıçak gibi acıtıyor canımı...

Canım,yüreğim, sevdiğim;
Yine sensiz geçen gecenin sürgünündeyim...Büyük bir boşlukta, ayağım kaysa düşeceğim gibi korku dolu, çaresizim ben de...Yıldızları çaldım gecenin koynundan gizlice... Sen diye onlara sarıldım özlemimi dindirmek adına...Ama yıldızlar bile boşluğu doldurmaya yetmedi...Neredesin pınar gözlüm?...Seni çok özlüyorum...Sana olan duygularımı anlatamıyorum kaybetmek korkusuyla... Şarkılar, şiirler anlatıyor mu seni ne kadar çok sevdiğimi?...

Canım, yüreğim, sevdiğim;
Seninle sanki ruh ikiziydik aşka ve sevgiye susamış...Hasret çölünün kızgın kum tanelerinde bulduk birbirimizi... Hasretin öyle yaktı ki içimi, güneş yanığı nedir ki bu çölde... İçimde fırtınalar esiyor; kum fırtınası nedir ki bu çölde...İçim yanıyor, canım acıyor ama sensizlikten...Keşke kum fırtınası yıllar önce esseydi ve birbirimizi bulma şansımız olsaydı...Sevgi pınarından yudum yudum içseydik sevdamızı...Çölümüze bir gün yağmur düşer mi bitanem?... Her yağmur damlası benim için bir umut olacak...Güzel günler zorlu duraklardan geçer; sen de içindeki umudu hiç yitirme olur mu?...Belki bir gün; iyilik perisinin yolu bu çöle düşer de; sihirli değneğini bize uzatır....Seninle olduktan sonra çöl bile cennet benim için...Ama sensizlik...

Canım, yüreğim, sevdiğim, HERŞEYİM

siir dolu sessizligim

Şiir Dolu Sessizliğim..

Bu yeni sayfayı senin için sunuyorum,
Bak şiirim geldi...
Son belki, belki sonlardan biri yine...
Bilinmezliklerim küskün,
Şımarık bir dolu keşkeler ağzımın bir yerlerinde...
Bu Eylül sessizliği pişmanlıklarda karar kılmış,
Yapraklar düşerken
Yoluna düşmüşüm,
Sonra düşmüşüm kaldıranım yok...
Ayağıma takılan tüm taşlarda el emeğim varmış meğer...
Kendi coğrafyanda kaybettin beni..
Kendimi her buluşumda
Kaybettim seni...
Kelimelerle çürütüyorum şimdi
Adına biriken acıları,
Şarkılar söylüyorum tuhaf makamlarda,
Oysa bilmez miyim
Sen en sağır yarasın içimde,
İçimin en dilsiz yerlerinde...
Yarım elma gönül almanın
bağışlayıcı büyüklüğüne bile dargınım şimdi...
Gördüğün rüyalarda artık olmayışıma sitem bile edebilirim...
Her şeye küfredebilirim hatta, neden aramadan...
‘’Ben böyle değildim yaşarken oldum’’ diyen bir şarkıyı alkışlayabilirim ayakta..
Ölüm kriziyim şimdi, gelsem ne fayda..

Bir kin fırtınası göremediğim gözlerinde okuduğum,
Rakılar ağlıyor yudum yudum,
ve sensizliğin sarhoşluğu ayılmıyor...
Kırgın duygularla dolu cepler de
kolay kolay boşalmıyor üstelik...
Hiçbir gece hazır değilse de ansızın gidişlerine,
artık biliyorum,
hoşçakalımsı bir fısıltı duraksanmaz,
ve yanlış olan benim aslında
böyle sevmek bağışlanmaz.

itiraflara soyundum

Söylemek istediğim sözler var,
anlatılacak hikayeler anılar, yapmak
istediğim itiraflar... Gücüm olsaydı da eski suçsuzluğumu
anlatabilseydim sana. Oysa tek haykırış
nefesim kalmadı şimdi. Anlatamasam da,
yüreğime kazımışım onları, soğuk gecelere
sarılmışım. Anılarımda esen meltem rüzgarlarıyla
savrulmuşum, yorgun kaldırımları aklıma getirip,
yine uzak yollar başka yerler başka zamanlar
düşlemişim seninle beraber...
Anlatamasam da, acı verse de kopamamışım
senli günlerden. Pişman mıyım?
Asla. Yaptığım hiçbir şeyden pişman olmamayı
öğrendim, yıllar önce. Her ne olursa olsun,
kararlarımın arkasında durmayı...
Ama içimde karşı koyamadığım, yüreğime yayılmasını
engelleyemediğim bir duygu. Özlem...
Bana ne oluyor bilmiyorum. Eski günlerin akışlarıyla
rüzgarları dize getiren, hırçın, karşı konulmaz,
sözünden dönmez, çaresizlik içinde. Korkuyorum...
Çünkü kendime bile itiraf bu hain duygu iliklerime
işliyor ve yüreğim parçalanırcasına özlüyorum.
Nerelerde şimdi giderken içimi dağlayan gurur?
Lanet olsun ki sen beni mahvederken sana karşı
koyamayacak kadar güçsüzdüm. Benliğimi aldın benden
ve benim yaptığım en büyük hata kendimi içimden
fışkıran sevgiye kaptıramamak oldu. Bunun için şimdi
bu kadar çaresizim ve diğer insanlara karşı
böylesine katı...
Ve sana sadece bu satırlarla ulaşabiliyorum göz
yaşlarımla beraber. Artık geri dönüşü yok bunun.
Mucizeleri ise hak etmiyorum...
"Keşke" o geçse yine beraber yürüdüğümüz yollardan
diyorum, "Keşke" demekten nefret ederek. Artık o
eski halim kalmadı hiç. Gözlerimde yanan ışık
çoktan söndü. Eski coşkusu yok yüreğimin.
Bedenim, bu kendinden nefret eden ruhu taşımak
istemiyor....
Sen ne yapıyorsun hiç bilmiyorum. Biliyor olsam
bile karşına çıkacak cesaretim yok. Biliyorum,
şimdi çektiğim ne varsa hepsini hak ettim...
Ve bir itiraf....
Asla göründüğüm kadar güçlü olamadım....

Sevmek buymus demek ki

Sevmek buymuş demek ki
Sevmek vermekmiş en büyük parçanı
Özlemekmiş sevmek
Gece yastığa başını koyduğunda akan iki damla yaşmış…
Sevmek zormuş sevdiğim
Özlemek zormuş…
Sanki bedenine binlerce bıçağın saplanmasıymış…
Bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi
Bazen iki cümle takılıyor boğazıma
Bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden
Üşüyorum sensiz, ellerimi ısıtan ellerin yok
İçimi eriten gözlerin yok
Bir ateş var sol yanımda
Bir de sana verdiğim söz dudaklarımda…
Koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok
Özlüyorum demeye lüzum yok…
Gelsem yanına, kokunu içime çeksem
Ellerini alsam avuçlarımın arasına
Halim yok sevdiğim…halim yok…
Böyle mi yaşanırmış ayrılıklar
Böyle mi koyarmış hasret insana
Bir bilsen nasıl muhtacım sana
Bir bilsen bu can ölümüne hasret sana…
Bilirim sende sığamazsın kendine
Gece sessiz sessiz ağlarsın hissederim
Dayan bir tanem dayan…
Bir gün geleceğim
Bu yürek yarısına kavuşacak
Bu beden yeniden hayat bulacak
Bir sarılacağım sana ölüm bile ayıramayacak…

Zor olani sever ya insan her defasinda

Zor olanı sever ya insan her defasında
Sende benim zor olanımdım
Bende seni sevdim deliler gibi
Ama sen bırakıp gittin beni hiç acımadan

Biliyorum bitmezdi bu aşk,bu sevgi
Ama sen her şeyi beni de yıkıp gittin
Bitirdin beni de kendini de
Kendini kendine şikâyet et artık

Kolay değil bilirim her şeyi bırakıp gitmek
Ardında göz yaşı bırakmak
Sen yaptın bütün bunları
Artık bende bitirdim her şeyi

Şimdi pişman mısın bilmem ama
Beni bırakıp gitmeyecektin
Ağlatmayacaktın beni ardından
Şimdi çok geç rüya bitti

Bir hata daha yapıp ta döneyim deme geriye
Sen bitirdin bendeki seni
Nasıl bırakıp gittiysen şimdide git
Git git arkana bile bakma

yani simdi bitti mi diyorsun

Yani Şimdi Bitti Mi Diyorsun?......

Yani şimdi bitti mi diyorsun
Sabahın ilk ışıklarına dek gözlerim tavanda içimde bir heyecan
Seni görmenin büyüsünün sona erdiğini mi anlatmaya çalışıyorsun

Yani şimdi bitti mi diyorsun
Gözlerinde ki o ışık o bakışlar kaybolmuş
Sözlerin ilk gün ki kadar sıcak değil
Bana benden bıktığını mı söyleyemiyorsun

Yani şimdi bitti mi diyorsun
Köşe başında yağmur soğuk aldırmadan tir tir titreyen bedenimi
Aşkın ile ısıtan o bekleyişin
Artık son bulduğunu mu söylüyorsun

Yani şimdi bitti mi diyorsun
Nasıl giderim ilk tanıştığımız o yere
Ne derim tanıdıklara
Zaten sonu yoktu bu işin diyenlere nasıl tutabilirim yumruğumu
Kime sararım şimdi

Yani şimdi bitti mi diyorsun
Anlamak istemesem de değişemeyecek olan gerçek bu mu?keşke yanılsaydım
Değişmeyen bu gerçeğe karşı çok şeyi değiştirdin,dünyanın sonu değil ya toparlarım kendimi çaresiz ama bıraktığın izleri silecek kadar da yaşayamam başkaları da zor unutturur seni eminim,an ı yaşarım sadece aşkı bir başkası ile yaşamak çok güç artık.
''Unutursun bir daha aşık olma hele benim gibi biri ise hiç aşık olma,unutursun boş ver ''en son konuştuğumuz gün söylemiş olduğun bu sözler bana çok şey öğretti ama seni sevmekten beni vazgeçiremedi.
Kahretsin ki her anlamlı şarkı da kendime bir pay çıkarıyorum beni bırakışını kabul etmiş gibi görünsem de bir türlü kabullenemiyorum ve o kadar küçük düşürdü ki bu aşk beni,gel tekrar deneyelim desen sonunun ayrılık olarak biteceğini bilsem bile sana koşarım içim de hala bir umut var,senin başkalarınla olduğunu bilsem bile seni gördüğüm her yerde ezip geçtiğin yüreğime daha da acı çektirsen de kahretsin ki hala sana deliler gibi aşığım''

Sen Sen Sen İşte Vazgecemediğim...

Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...

Sil gozyaslarımı,sil yüreginle

Boynumu büküpte,ayrılıp,gitme
Bilirsin yaşayamam sen gidince
Haram olur gece,gündüz tenimde
Sil göz yaşlarımı sil yüreğinle

Ayrılık inan ki ölümden beter
Etme bu cefayı ,çektirme yeter
Gün olur,gece olur,ömür biter
Sil göz yaşlarımı,sil yüreğinle

Küsersen bilirim ,ölürüm bir den
Terk ederim dünyayı inan erken
Gözlerim açıktır inan giderken
Sil göz yaşlarımı,sil yüreğinle

Sevdalı gönülde ,olmazmı yare
Sevgili özlenmezmi pare,pare
Özledim sevdam,gelsen sende yare
Sil gözyaşlarımı,sil yüreğinle

Nerden Bilebilirsinki!!!

Kolay saniyorsun degil mi
Sevdigini hergün görüp, askini icine saklamayi..
Kolay saniyorsun unutmayi
Oysa sen bilmiyorsun cektiklerimi
Gecen her günümde olur olmaz herseyin

Seni bana hatirlattigini..
Nerden bilebilirsinki..
Gözümdeki yasi..
Kalbimdeki o sonsuz yalnizligi..
Aradigim aski buldugumu sanmisken..

Onu ellerimden kaybedisimi
Benden yavas yavas uzaklasisini..
Anlatilmaz acisini...
Kalbimdeki ve rüyalarimdaki seni
Nerden bilebilirsinki...

Ask yoklugunun adidir

Aşk yokluğunun adıdır, kimseler bilemez ki...

Gittin
Sensiz kaldım
Gözlerimden erimiş aynalar aktı
Rüzgarlar arkadaşım oldu
Çizgileşti yüzüm
Sadece seni andım
Seninle duygulandım
Ne başkasını, ne de hayatı düşündüm
Ne de o gidişini
Sadece seni sordum hep kendi kendime
O da öylesine işte.
Bilmediğim yerlerde buldum bazen kendimi
Hiç gitmediğim şu caddelerde
Umutsuzca ayak seslerimi duydum kaldırımlarda
Ve yürüdüm saatlerce
Ama geçsem de her yeri boylu boyunca
Gölgelerin hep peşimde
Her şeyde sen varmışsın gibi
Her yer sen kokuyor gibi
Ve ellerin yine ellerimdeydi
Bak, işte bir kağıdın daha üstüne
böyle damla damla düştüğün gibi
Neyse,
Şimdi,
Tuhaf bir hayalin avunuşuyla
Susmanın zor anlarındayım
Geceyeseninle damlayan şu kalemimle
Anılarda kalmak zoruma gitse de
Adını yazıyorum işte rast gele.
Beni soracak olursan, ben hala aynıyım
Seni özlüyorum sadece
Ama sen neredesin
Ah karşıma çıksan şu gölgenin bir tersiyle
İkimizde aynımızla yansısak birbirimize
Görüntülerimiz aynı olsa
Konuşmalar yine yerli yersiz bir yerlerde
Fakat biliyorum olmayacak tüm bunlar
Şimdi yatmalıyım hayaline yine
Bak sana kalemimi bırakıyorum
Belki bu son olur
Bu son mektubum, son şiirim olur diye
Yani yazamazsam bir daha bu ellerimle
Al bu kalemi eline ve sadece adımı yaz
Şu köşe başlarını tutan
Gül kokularına yine...

Denizim

DENİZİM Ağlatmak mıydı istediğin
Oldu tek isteğin
Oldu bak ağlıyorum işte
Dgrim ez
Bak ben
Ben Yener delikanlı
Ağlıyor be işte delikanlı Yener
Daha ne istersin Denizim ha?
Ne istersin öleyim mi?
Yaşıyorum mu sanıyorsun
Sen rahatken bu kadar
Ben her gün kaç defa
Ölüyorum bin defa…
Yeter artık
Yeter her istediğin oldu…
Dgrim ez, dgrim…

seni bir yıldız yapacağım göklerde
hergece ışığının ruhumdan alacaksın
aldanma gururunu okşayan çiçeklere
engüzel gülleri ruhumda açaçaksın
GECE OLUNCA ÇÖKER İÇİME HÜZÜN ,
DİLİMDEKİ ŞARKIDA SİGARAMDA BÜTÜN .
HATIRASI YOKMU VERDEĞİM O GÜN,
BÜTÜN DÜNYAMI YIKTIN GİTTİĞİN O GÜN.
HANİ GÜLÜ DİKENSİZ SEVEMEM DEMİŞTİN,
BANA KALBİNİ AŞKINI VERMİŞTİN .
BENİM İÇİN BİTANEM DEMİŞTRİN ,
BÜTÜN DÜNYAMI YIKTIN GİTTİĞİN O GÜN.
GECE BOYU SENİ DÜŞÜNÜRKEN ,
DERTLERİMİN ÜSTÜNE DERT EKLERKEN.
SENİ BU KADAR ÇOK SEVERKEN ,
BÜTÜN DÜNYAMI YIKTIN GİTTİĞİN OGÜN!....

Yaşam zormuş be,
Denizde yüzmek kadar
Ki yüzmeyi bilmem
Boğudum,
Fark ettim!
Yaşamadığımı ki
Sen çıkageldin
Önce sadece gülümsedin
Sonrası…
Ne güzeldi be
Yaşamak!
Pişmanmıyım acaba
Yaşadığım için
Aslında bu kadarı yetti
Beni öldürmeye
Gerçekten yetti be Canım
Yeter dimi bu kadarı
Ne dersin…

Aşk
Tanımaz olaydım
Uzakta olaydım
Sormasaydım
Ama!
Tanıdım
Bir kez daha doğdum
Sonra
Sonrası
Meçhul be
En azından
Yaşıyorum!
Damla
Kumral ela gözlü
Şeker bir şey
Kocaman gözleri var
Ürkek birazda
Çok düşünüyor
Düşmeyi
Ben yağmasını istiyorum
Ama bana çöl hissini vermeyi
Tercih ediyor
Olsun ya
Sen düşmesen bile
Senin düşmeni
Beklemek bana

Yaşamadımki.....
Ellerimdeki kırışıklığı,alnımdaki çizgileri,
Bana sorma ben çizmedimki.
Başımdaki saçı,ağzımdaki dişi,
Bana sorma ben dökmedimki..

Çoluk çocuk sorma bana,
O kadar yaşlanmadımki,
Sorma bana gençliğimi,
Hiç YAŞAMADIMKİ

Ararsan Beni
Bir gün olurda eğer
Ararsan beni
Bulamazsın bunu bil
Kaybettin beni
Çok ama çok geç kaldın
Unuttum seni
Belki ancak mahşerde
Bulursun beni

SENDEN HESAP SORACAĞIM
TERTEMİZ SEVGİMİ ÇALDIĞIN İÇİN
UĞRUNA CANIMI VERDİĞİM İÇİN
BENİ KADERİME TERK EDİP GİTTİĞİN İÇİN
SENDEN HESAP SORACAĞIM
GURURUMLA OYNADIĞIN İÇİN
BENİ BU HALE DÜŞÜRDÜĞÜN İÇİN
BENİ BIRAKIP GİTTİĞİN İÇİN
SENDEN HESAP SORACAĞIM

Yalvarma

DENİZİM-1
YALVARMA

Yalvarma yalan olur
Gerçekten sevdin mi sanki
Yalvarma yalan olur
Ağlarken döndünmü sanki
Yalvarma zaman durur
Bir gün bir yıl geçmez belki
Yalvarma yalan olur
Dönersem sözümden inan ki

ferhat dağları deldi
mecnun çölleri aştı
aşkın gücüne herkes inansın
bülbüller aşkı için çok yandı
bırakma güllerde yansın...

bir sen vardın dilimin ucunda yatan
şimdi yoksun bakıyorsun o sessiz gecelere
ben verdim bütün ömrümü uğruna
sevmesende beni ben sevdim canım pahasına olsada sevdiğim
seveceğim ve unutmayacağım seni
bir daha olmaz mı senle gayrı
ben adına mecburum sayıklarım her gece
sen beni sevmesende ben seveceğim seni

Aşka Demlenen Ömür

Sevdam, yüreğinde üşürken,
Denizler yanıyor bakışlarımdan.
Yalnızlığın kalabalığına karıştığı gibi sensizliğim;
Yokluğunun sesine karıştı sessizliğim.
Ellerimde kalan;
Ayrılık acıları
Ve duygularımın dokusundaki bir tek hayalin
Rüzgârın dokunuşları alnımın ateşini alırken;
Islak gözlerim üşüyor bu sabrın buzulundan.
Zaman dışı saatleri kim anlar ki söylesem?
Çiçekler tutuşturulmuş ayrılığın eline.
Ve bir yokluk yakamozu düşmüş gönül nehrine.
Gökyüzüne düşen gecelerimden alınmış sabah,
Artık, yalnızlığım doğuyor güneş yerine.
Sesinin yankısıdır bu isimsiz çığlığım,
Hasretin buharıdır bütün bulutlar.
Duyamazsın beni duymayacaksın;
Çünkü acılarım kadar sevinçlerin var.
Bense, elime verdiğin bir bardak zehrin;
Ölümünü yaşıyorum an be an sana.
Sana, can çekişimin her saatini,
Armağan ediyorum, son nefese kadar.
Bin ömür mutlu olmana yetecek kadar
Bir acılı ömür yok oldu sana...

şair olmuşum haberim yok
kan damlar gözlerim silenim yok
uçurum ayağımın altı tutacak dal yok
kalbim güzeldedir verecek derman yok

YA ÇARESİZSİNİZ
YA ÇARE SİZSİNİZ
YA ÜMİTSİZSİNİZ
YA ÜMİT SİZSİNİZ

Beni bırakıp gittin ya,
Sende yalnız kalacaksın.
Karanlık gecelerin üzerinden BEYAZ bir GÜL düşecek ellerine,
Bakıp ağlayacaksın.
Haykıracaksın fakat seni duymayacağım.
Bende senin gibi kaçacağım.
Ama acımasızca başkasına değil,
Sadece başlarında ağladığım gölgelerin arasına.
O zaman anlayacaksın beni,
Avuçlarında aşk dolu BEYAZ bir GÜL,
Kirpiklerinden süzülen gözyaşların,
Parçalara bölünmüş kalbinle başbaşa kalacaksın.
Bir gün öleceğiz ve karşılaşacağız seninle,
Bilinmeyen nam-ı diyarda
İste o gün seni affedeceğim.
Ve gelip boynuma sarılmanı bekleyeceğim.
Ama bilmelisin ki; ben uzun zamandır aynı diyardayım ve uzun zamandır ölüyüm...

hani olurya sevgiler
hani olurya aşklar
hani olurya kadarler
hani olurya üzüntüler
hani bazende olurya terkedip giderler
işte onlardan birisin sen!


NEDEN HEP AĞLARSIN HİÇ GÜLMEZSİN GÜZELİM YAŞAMAK ZORMU GELİR HEP HASRET YÜKLÜ YOLLARI SEÇERSİN BAK ETRAFINA,HAYAT GÜZEL,DÜNYA GÜZEL SENDE GÜL BİRAZ AŞK KOKAN BAHÇELERDE DOLAŞ YÜREĞİNİ PAYLAŞ PAYLAŞ GÜZELIM PAYLAŞ

Sana bir mektup yazmak

Sana bir mektup yazmak
istedim, okumadan
hislerimi duygularimi anlayabilecegim bir
mektup..
Belki bana olan kinin
dahada artacak, yada belki..
belki beni anlyacaksin bu mektupla..

Bu mektubu senden baskasi anlamayacak, nasil anlasin
benim hissettiklerimi hissetmiyorsa?
Benimkide laf,
bu mektubu senden baska
herkes anlayacaktir cunki
beni anlamayan bi sen
varsin bu dunyada..
Hersey daha guzel
olabilirdi biraz caba sarfetseydin, ama nerde
sende o yurek?!?
Zevklerim bile degisti
sayende..
Senin sevdiklerini bende
sevdim, seni uzenleri sildim kitabimdan!
Nerden bilecektim herseyin
boyle olacagini? Bilseydim gonlumu sana verirmiydim?
Beni incitmene izin
verirmiydim?
Gozumdeki yaslar bile
senden sikayetci..
Dunyada ugruna gozyasi
dokecek o kadar mukemmel
insan varken zavalli
gozlerim senin icin agliyor!
Ne kadar aci, ne kadar
kotu bir durum..
Ama olsun be delikanlim,
benim gozlerimde senin icin aglasin..
Belki bu yaslar seni
degistirir gunun birinde..
gecte olsa..
Aslinda hicbirsey icin hicbirzaman gec olmaz,
yeterki beni anlayacagin
gun gelsin.. Gerci beni anlamasanda olur,
kendini anlasan kendini
tanisan benim icin yeterde artar..
Seni tanidikca cok sey
kazandim,
insanlari tanidim,
hayati tanidim..
ama seni tanidikca kazandiklarimdan cok kaybettiklerim oldu,
insanlara olan guvenim
mesela..
Oysa ne kadar mutluydum
seni tanimadan once,
hersey cok guzeldi..
Asla birini sevmem derdim, dertsiz basimi derde sokmam derdim..
Sen hayatima girmekle en
buyuk hatayi yaptin,
sen-sakrak bir kizi yasayan bir olu haline getirdin..
Mutlu musun bari eserinle? Istedigin bu muydu?
Baskalarinin cektirdiklerinin intikamini
neden benden aldin?
Neden beni kendine asik ettin? neden?!?
Herseye ragmen gulumsuyorum, Rabbim insanlara cekemeyecegi cile vermez biliyorum..
Birgun gelecek senide unutacagim.. Adini bile anmayacagim!
Hayat boyle iste..
Sevmek, sevilmek, unutmak, unutulmak..
Hepsini yasar insan,
hem sever hem sevilir,
ve gun gelir unutur,
belkide unutulur..
En acisida bu olsa gerek; UNUTULMAK!
Gun gelecek bunu sende yasayacaksin,
o gun beni anlayacaksin..
Bu kiza bu acilari ne hakla cektirdim diye soracaksin kendine.. Bende o gunu bekleyecegim ve seni o
gun yine affedecegim..

Seni sevdigimden ,seni istedigimden degil, senden intikam alabilmek icin..
cunku;

AFFETMEK
EN BUYUK INTIKAMDIR!!!

Seni Seviyorum

SENİ SEVİYORUM

Duyuyor musun bir tanem? ?
Dün gece yine sendin aklımda
Bir hüznün çıkmaz sokaklarında
Gözyaşı oldu hasretin
Ilık bir buse gibi süzüldü yanaklarımda
Yanaklarım kırmızıydı, küskündü aynalara
Ne zaman karşılaşsak sen bakardın onlardan
Başıboş hoyrat aynalardan
Önce ilk sarıldığımız yere gitti duygularım
Bu gün gibiydi yaşadığımız küllenmemişti
O bir ömürdü sanki, ölmeye değerdi
Sonra gözlerin geldi aklıma, güzelliğin
Başımı döndüren mey gibiydin sen
Şelaleler akardı içime gözlerinden
Ardından öksüz kalırdım sanki giderken
Yinede yorulmazdım sensizliğe
Sensizlik ki darağacım, sensizlik ki paramparçayım
Ellerim seni arıyor bu gece, gözlerim gözlerini
Şarkılar hüzünlü, şarkılar buruk
Yoksun ya bu şehir yorgun, bu şehir vuruk
Seni arıyorum inadına gecelerde
Karanlıklar üstüne yemin ederim
Işığım sensin! !
Seni seviyorum bir tanem diyorum söyletensin
Basit bir aşk öyküsü değil ki bu
Saman alevi değil ki
Cehennem alevi sanki susuzum
Sensiz mutsuzum
Artık sabah olmayacak uykusuzum
Artık sensiz yaşanmayacak
Yaşıyor sanma beni sadece varsayımım
Sana bağımlı varlığım
Yokluğun ise tükenişimdir
Bir umudu katleder bin umudun olurum
Senin gibi ulaşılmazdır benimde gururum

Duyuyor musun bir tanem? ?
Dün gece yine sendin aklımda
Aldın aklımı başımdan gittin
Canımı da aldın yüreğimden
Canımdın sen! !
Vazgeçilmezim, tartışılmazım
Yalnızlığımın sebebi, acılarımın denizi
Esirinim işte bu gece vakitleri
Kollarımda sensizliğin kelepçeleri
Yüreğimde sevdanın zincirleri
Bağlanmışım sana ayrılamam
Görmeden yaşayamam o gözleri

, Bir gemi kalkıyor rıhtımdan
Dinle bak sesini, bu son seferi
Veda türküsüne benzer düdük sesi
Ardından mendil sallayanlar
Boşuna aslında boşuna ağlayanlar
Dönüşü olmayacak bu yolculuğun
Bende gidiyorum bir tanem, umutlarım yanımda
Geriye bıraktığım limandaki ayak izleri
Ve haykırışım enginlere
Sen; dalgalardan dinle artık sesimi
Sahilde bekle beni
Bir garip martı görürsen gözleri yaşlı! !
Randevusu varmış gibi ecelle telaşlı! !
Bil ki; bir tutam sevgi yolluyorum sana
Bil ki; ağlıyorum uğruna
O zaman son kez de olsa hatırla beni
Cansız bedenime can istiyorum
Canımsın sen, SENİ SEVİYORUM

Senden Baskasini Sevmedim

Senden Başkasını Sevmedim

Senden Başkasını Sevmedim...
Deliye dönsem de senin ardından
Senden başkasını sevmedim inan
Yalnız bir umuttu beni çıldırtan
Senden başkasını sevmedim inan.

Kendimi uçsuz bir yola vursam da
Kalbimi aşkınla hep kavursam da
Bir ömür boyu yalnız dursam da
Senden başkasını sevmedim inan.

Hiç pişman olmadım hep gurur duydum
Birgün döneceğinden umutluydum
Sensiz geçen birgün sanma mutluydum
Senden başkasını sevmedim inan.

Sevda yargıcıydın kalemi kıran
İdam sehpasına tekmeyi vuran
Seni unuttuğum büyük bir yalan
Senden başkasını sevmedim inan.

seni sevmek

Başkasını sevmek istiyorum
beni seven insanlara bakmak
onlara değer vermek istiyorum
yapamıyorum yapamıyorum sensiz
sevemiyorum senden başkasını

biliyorum beni sevmediğini
biliyorum beni öldüreceğini
biliyorum bana bakmayacağını
yinede seni bırakamıyorum
sevemiyorum senden başkasını
hangi güç vazgeçirecek
hangi yürekli cesaret edecek
hiç bir güç yapamayacağı gibi
seni sevmekten vazgeçiremez
sevemiyorum senden başkasını
sen beni ağlatıyorsun biliyorum
ama ne yapayım
kalbim işte laf geçiremiyorum
ne yaparsan yap
her daim şu kalbim varya
ordaki sevgin büyüyor
sevemiyorum senden başkasını
deniyorum başkasını sevmeyi
ama kalbim kabul etmiyor
açmıyor kapılarını başkasına
kalpsizde sevilmez ya
sevemiyorum senden başkasını
ben bilirim o acıları
onun için kimseyi sevemiyorum
çünkü senden başkasına
hiç bir değer veremem
benim gözümde senden başka
göz bakamaz kimse dokunamaz
sevemiyorum senden başkasını
onun için kimseyi sevmiyorum
sevdiğim zaman biliyorum
yalan seveceğimi biliyorum
o kişinin de benim gibi
acı çekmesinden korkuyorum
sevemiyorum senden başkasını
gerçi ben sevsemde başkasını
kalbim izin vermez buna
herkez anladı seni sevdiğimi
birde sen anlasan güzelim
sevemiyorum senden başkasını
ben seni güzelim
seni sevecek diye sevmedim
ben seni sevdiğim için
şu kalbim sev dediği için sevdim.

Seni Sardim Yüregime

Seni Sardım Yüreğime!...


Yüreğime sardım seni…
Her kıprayışına sardım

Havaya sardım seni…
Aldığım her nefese sardım

Bir yuduma sardım seni…
Aldığım her lokmaya sardım

Gözlerime sardım seni…
Hüznümde gözyaşıma sardım

Dudaklarıma sardım seni…
Neşemdeki gülümseyişime sardım

Uzun gecelere sardım seni…
Geceleri uykusuzluğuma sardım

Gündüzüme sardım seni…
Gündüzün hayaline sardım

Bağ bozumu bahçeme sardım seni…
Bahçemin gonca gülüne sardım

Denizlerin mavisine sardım seni…
Yamaçların yeşiline sardım

Gökyüzüne sardım seni…
Güneşin sıcaklığına sardım

Yıldızlara sardım seni…
Yıldızların ışıltısına sardım

Mavilikteki bulutlara sardım seni…
Bulutların beyazlığına sardım

Odamın duvarlarına sardım seni…
Duvarlardaki hayali gözlerine sardım

Dünümde geçmişe sardım seni…
Geçmişte acılarıma sardım

Bugünümün sevincine sardım seni…
Sevincimdeki neşeme sardım

Yarınımda umutlarıma sardım seni…
Umutlarımın ışığına sardım

Yüreğimin feryadına sardım seni…
Feryattaki sevgime sardım !...

Ne ol, Ne olma

Paranı ver,gönlünü ver,selamını ver,canını ver, ama
SIRRINI VERME !
Günlerini say,servetini say,büyüklerini say, ama
YERİNDE SAYMA !
Eşini beğen,işini beğen,aşını beğen, ama
KENDİNİ BEĞENME
Emek ver,kulak ver,bilgi ver,ama hiçbir zaman
BOŞ VERME !
Fidan büyüt,garip doyur,çocuk besle, ama
KİN BESLEME !
Satıcı ol,alıcı ol,kalıcı ol,bulucu ol, ama
BÖLÜCÜ OLMA !
Hedefe koş,cihada koş,yardıma koş, ama
ORTAK KOŞMA !
Davet et,hayret et,affet,tövbe et, ama
İHANET ETME !
Kitap oku,gazete oku,dergi oku, ama
LANET OKUMA !
Elini aç,gözünü aç,kapını aç, ama
AĞZINI AÇMA !
Rakibini geç,sınıfını geç, ama
GÜLÜP GEÇME !
Ev al, araba al, abdest al, ama
BEDDUA ALMA !
Zulmü devir,nefsi devir, ama
ÇAM DEVİRME !
Yaklaş , konuş , tanış , ama
UZAKLAŞMA !
Seslen , uslan , ama
YASLANMA !
Doğrul , devril , ama
EĞİLME !
İtil , atıl , ama
SATILMA !

seni sevmek

şiir yazmak gibi birşey

seni sevmek

kalem tutmak gibi

resim yapmak gibi bir şey

seni sevmek

bir tual'i dünyaya

savurmak gibi



geceleyin gökyüzüne

bakmak gibi birşey

seni sevmek

karanlık soğuk yıldızlı

bulutların üstünden

atlayarak

kendini boşluğa bırakmak gibi



uçurumun kıyısından yalınayak
yürümek gibi birşey
seni sevmek

taşa toprağa dikene
direnmek gibi
siyaha beyaz diyip
kızılı sevmek gibi
uçmak gibi birşey
seni sevmek

ve zalim bir avcıya
vurulmak gibi
telaşlı yaralı ürkek
bir sedyenin üstünde
taşınmak gibi



ölmek gibi birşey
seni sevmek
efsun dolu sonsuz gizemli
ve yeniden dirilmek gibi
ölürcesine sevmek

Yillar sonra ogrendim ki

Yıllar sonra öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
*Öğrendim ki...*
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
*Öğrendim ki...*
Hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli.
*Öğrendim ki.*
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün,
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
*Öğrendim ki...*
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil,
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
*Öğrendim ki...*
İnsanların başına ne geldiği değil,
O durumda ne yaptıkları önemli.
*Öğrendim ki...*
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle her işin iki yüzü var.
*Öğrendim ki...*
Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.
*Öğrendim ki...*
Karşılık vermek, düşünmekten çok daha basit.
*Öğrendim ki...*
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek,
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
*Öğrendim ki...*
"Bittim" dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
*Öğrendim ki...*
Sen tepkilerini kontrol edemezsen,
Tepkilerin hayatını kontrol eder.
*Öğrendim ki...*
Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde,
Yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlar.
*Öğrendim ki...*
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
*Öğrendim ki...*
Bazı insanlar sizi çok seviyor ama
Bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
*Öğrendim ki...*
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz,
Bazıları hiç karşılık vermiyor.
*Öğrendim ki...*
Para ucuz bir başarı.
*Öğrendim ki...*
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.
*Öğrendim ki...*
İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.
*Öğrendim ki.*
Âşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
*Öğrendim ki.*
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor.
*Öğrendim ki.*
Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde,
Senin hayatını değiştirebilir.
*Öğrendim ki.*
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
*Öğrendim ki.*
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
Çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
*Öğrendim ki.*
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
*Öğrendim ki...*
Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
*Öğrendim ki.*
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
*Öğrendim ki...*
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
*Öğrendim ki.*
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
*Öğrendim ki.*
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
*Öğrendim ki.*
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
*Öğrendim ki.*
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
*Öğrendim ki.*
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
*Öğrendim ki.*
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,
Pişmanlığın uzun yıllar sürüyor

GoZLeRiNiN BuGuSuNDa...

Gözlerinin buğusunda kaybolmuşum
Nereye dönsem
nereye yönelsem sana dair
Pusulam ayrılığı gösteriyor sarkacında
Çıkmaz yollarım oluyor bakışların
Ve yaralı umutlarım oluyor
her adımda bir kat daha uzaklaşan
Geçmişim oluyor
Kasım yağmurlarından kalan.


Ne zaman kokunu duysam
Ne zaman ansa dudaklarım ismini
ve ne zaman hissetsem sıcağını
Mevsimler dalga dalga oluyor.
Dalga dalga oluyor mısralarım
aşındırıyor kıyılarını.

Bulutlar resmini çiziyor gökyüzüne
Ayraçlarında beliriyor beyaz yüzün
gözlerin oluyor siyah yanları
Yağdırıyor yüzeylerime
yağdırıyor gözyaşlarını
Hüznü derin kasım yağmurları gibi.

vazgectim

Ümidimin son yaprakları da savrulmadan
Yaşamak için bir neden ararken hayattan
O hüzünlü ‘elveda’ döküldü dudaklarından
Vazgeçtim senden ve yaşamaktan!

Oysaki son damlasıyla yaşıyordum umudumun
Bilsem de dönmeyeceksin hayallerle avunuyordum
Ama bir gün ansızın çekip gideceğini bilmiyordum
Vazgeçtim ardından koşmaktan bittim, yoruldum!


Niye ümit verdin ve niçin ‘evet’ dedin
Mademki bir gün bırakıp gidecektin
Gerek kalmadı değerini anlatmaya sevgimin
Vazgeçtim zaten anlatsam da bilemezsin.

Suçlu olan benim bakmayacaktım gözlerine
Saf olan benim inanmayacaktım sözlerine
Yalancı benim öleceğim dediğimde itaat edecektim sözüme
Vazgeçtim resimlerle avunmaktan, Vazgeçtim bakmaktan gözlerine

ruhsal olum, siirsel dogum

Ruhsal Ölüm,Şiirsel Doğum
Son derece kararlı adımlarla yaklaştı kadın
yüzünde kendisinden maaş isteyen
çalışanına bakan bir patronun duruşu vardı
bir süre baktı sonra tek kelime söyledi
bitti.
adam şaşkındı dumura uğramıştı
nerde hata yapmıştı
saniyeler içinde bulmalıydı
beyninde bir düşünce maratonu başladı
ordan oraya koşuşturuyordu
neden diye bağırdı kadının arkasından
kadın sıkıldım artık senden dedi
sıkıldınmı?
sorusunu sordu kendi kendine
ama nasıl olurdu
birlikde söyledikleri şarkıları
o birlikde geçirdği günleri ,saatleri
birlikde attıkları kahkaları getirdi aklına
ozaman neden sıkılmamıştı.
bankadan çektiği maaşını çaldıran
bir memurun acı hüznü çöküverdi
gözbebeklerinin en derinine
ve bir kaç da damla
yanaklarından asfalta iniverdi
evinin yolunu tuttu
daha önce hiç bu kadar
kaçmak istememişti insanlardan
koşuyordu.
olimpiyat finalinde koşan
afrikalı atletler gibi rüzgarı geçiyordu.
evine girdi kapıyı kitledi
anahtarı klozetin içine atıp sifonu çekti
alet çantasının içinden çekicini ve
büyük çivileri çıkardı pencereleri çaktı
kırdı bütün camdan yapılmış hislerini
çelikden gömlekler giydirdi sevgilerine
kuraklaşmış yüreğini buzdolabının içine koydu
elektriklerini kesti bütün evin
pilli radyolarını pilsiz bıraktı
karşısında durunca konuşan aynaların
üzerini boyadı
onlarıda onun hakkında dilsiz bıraktı.
telefonun kablosunu kopardı asılarak.
asabiydi,üzgündü ,ağlıyordu.
sigara üstüne sigara yaktıı
paket paket içti
dumanını tüttürdü,
her saniyesine bir nefes
ve her nefesine bir kez ölüm çekti.
bir mum ışığı yaktı yanı başına
yanınada bir kalem kağıt aldı
takvimlerini onu tanıdığı güne getirdi
bir yerden başlaması gerekliydi ölmeye
ondan ayrıldığı günden başladı.
bir yerden başlaması gerekliydi yazmaya,
onu tanıdığı günden başladı........

BeN Ve GeCeLeRiM

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki
Ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin...
Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir
Karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma
Kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor... Bir gecem, bir sevdam daha
Başlıyor ama yazık ki gözyaşları Mac giren olmayacaksın yinede.
Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni
Terk etti. Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm her şey beni terk etti. Ben
De tükettim onları zaten. Evet, artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar
Başlar başlamaz başlıyor kalbimin ağlamaları. Önceleri onları dinlemeye,
Onlara ses vermeye çalışıyordum. Fark etmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o
Karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.
Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bir insan arıyordum yanımda,
Geceyi bana unutturacak.
Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun
Yanımda. Olsun ki gece üzerime gelmesin. Yanımda birini görüp
Vazgeçsin benden. Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ.
Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman Sevda dışında bir şey
Olmayacaktım. Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan,
Yalnızlığa özlem duyan oldum. O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten
Kaçamaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin
Veremediğini veriyordu geceler SENİ...
Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öyle
Miydi? Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık
Uyuyamıyorum. Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir garip
Ağırlıkla kâh seni bekleyerek kâh gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum
Saatleri.
Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle. Gece vefalı, fedakâr
Bir anne gibi kucağına alıyor beni sabaha kadar götürüyordu. Zaman
Akıyor muydu, geçiyor muydu bilen değilim. Hiçbir zaman da bilen olmadım. Bu
Yaralarla, bu kanıma işleyen aşk yangınlarıyla sabaha nasıl kül olmadan
Varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten. Yanmaktan ateş olduğum bu gecelerde
Beni tüketmeyen neydi? Sevgin mi? Beni evirip çevirip kora getiren
Söndürmeyen neydi? Bağrımdaki yangından neden yok olmuyordum? Beni sabaha
Vardıran geceler miydi yoksa?
Geceler Benim gecelerim. Senin gecelerin... Seni yaşadığım Geceler.
Gönlümde bir derin yarasın sen! Bu gecelerde de çok şey istedim bir şeyler
Yapabilmeyi. Elime çoğu kez kalem kâğıt alıp seni yazmayı istedim. Olmadı
Ama. Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kalıyordu. Ben
Çaresizliği kapılıp gidiyordum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Saatlerce,
Saatlerce oturup seni düşünüyordum. Kalbimde bastırmaya çalıştığım
Duygularıma ilk olarak geceleri yaşama hakkı veriyordum. Herkesten gizlemeye
Çalıştığım o korları gecelere çıkartıyordum sanki. Gecelerden saklamıyordum
Hiçbir şeyi. Gecelerle paylaşıyordum ve geceler sarıyordu beni. Beni alıp
Sensizliğin okyanusunda boğmuyordu. Beni sensizliğin zirvesinde, en uç
Noktasında aşkın sonsuzluğuna götürüyordu.
Artık bu geceleri sevmeye başlıyorum. Bana seni getiren geceler... Benim
Gecelerim onlar... Benim senlerim benim yalnızlıklarım, benim aşklarım
Diyebildiğim gecelerim. Evet, artık uyuyamayan, ağlayamayan gözlerime
Ağlamıyorum. Gecelerimi de feda ediyorum sana. Gündüzlerde
Söyleyemediklerimi gecelerde haykırıyorum. Ve uçsuz bucaksız seviyorum
Seviyorum.
Artık uyuyamıyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra. Hem nasıl
Uyuyabilirim ki? Gözlerin var artık gecelerimde, senin gözlerin senin
Karanlık gözlerin. Hiç görmediğim gözlerin. Sanıyorum ki artık sana
Yalnız ben değil, geceler de vurgun! Beni böylesine koynuna alışı,
Karanlığında bunca aydınlatması neden? Evet, sen öyle güzel, öyle güzelsin
Ki, geceler de seni sevdi. Öyle ki sana ihanet edip de seni
Yaşamıyormuşçasına uyumaya, gözlerimi yummaya çalıştığım zaman hemen
Giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana. Gözlerimi öyle bir açıyorlar
Ki bir dehasına kapayamıyorum bile...
Ve ağlayabilmeyi diliyorum bazı geceler. Bunu gecelerden sonsuza diliyorum.
Ağlasam, doyasıya hıçkırırcasına ağlasam belki seni bir parçacık olsa unutur
Ve kendi içime gömülür birazcık gözlerimi yumabilirim diye düşünüyorum.
Sabahları uykuda yakalayan olmaktan çıkıp, sabahları uykuda bulunan olmak
İstiyorum. Bunun için istiyorum ağlayabilmeyi. Sana olan özlemimi, içimde
Bir dağ kadar ululaşmış hasretini belki bir parça dindirebilirim diye
Düşünüyorum. Belki seni birazcık gömebilirim de yüreğime, rahatlarım diye
Umuyorum olmuyor.
Ağlamaya çalışıyorum, ağlamalarım bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu
İsteğimi vermiyor. Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı
Olup kalıyorsun gözlerimde. Gözlerimde donan birkaç damla yaş oluyorsun, o
Yaşları da sarıyor geceler. O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler
Beni... Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor. Geceler
Senden yana sevdiğim, geceler seni yaşamamı istiyor. Sözümü dinlemiyor.
Güneşi özlediğim oluyor arada bir. Yeter diyorum bunca yıldızla arkadaş
Olduğum. Seni unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii. Beni böyle
Gördükleri zaman anlamıyor insanlar. Nasıl böyle saatlerce kalabildiğimi
Sorup duruyorlar. Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl karanlığın
İçinde bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar. Ve onlar bilmiyorlar
Ki içim bir kordur... Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır belki
Ama benim yüreğimde gizlenmektedir tüm dünya... Ben içime tüm insanları,
Tüm milyarları almışım. Farkında değiller. Herkesi ve her şeyleri sığdırmışım
İçime. Bir sen sığmıyorsun, bir seni sığdıramıyorum kalbime,
Bilmiyorlar... Ve senin uzaklığın ve senin gece kadar olan uzaklığın... Bana
Öyle uzak öyle yabancısın ki sevdiğim, seni senden istemeye korkuyorum.
Geceleri bu yüzden seviyorum. Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana
Getiriyor... Ve seni gecenin karanlığında buluşumdandır seni gündüzleri
İstemeyişim. Evet, sevdiğim bana her şeyden ve herkesten uzaksın. Herkesin
Yaşamına giriyor, her şeyi paylaşıyorsun insanlarla... Ama bana gelmiyorsun.
Ama sitem bile etmiyorum... Sana söyleyecek söz bulamıyorum. Söyleyecek
Bir şeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alır onu elimden, dilimden de.
Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam sabahlar buna izin vermez. Ve ben
Seni yaşıyorum. Olsa sana BU SEVGİYİ YAŞA diyebilirim. Gel birlikte
Yaşayalım demeye dilim varmaz. Geceler bunu bırakmaz yanına. Kaybettiğim
Değilsin. Ben seni hiç yitirmedim. Çünkü içimde taşıdığımdın hep. Benden bir
Parça oldun sen. Ben kendimi yitirmediğim sürece sen de kaybolmayacaksın.
Evet, seni anlamakla, seni yaşamakla, seni sevmekle geçirdiğim bu gecelerde,
Sabahladığım bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularında bir
Rahatlık veriyorsa sevdam, ne mutlu bana. Gecelerim... Sarın yaralarımı
Geceler demiş bir şair. Beni bu geceler mahvetti desem haksızlık mı ederim
Onlara. Beni sen mahvettim desem yalan olur bu. Ama beni bu geceler,
Geceleri de bana musallat eden sensin. Senin sevdanla başladı gecelere sevda
Yazmam. Sevda masalı okumam bundandı. Ben bu gecelerde tüm karanlıkları
Dağıtabilirim. Bana hüzünlerini, bana acılarını ver sevdiğim. Ver ki senin
Acılarını da ortak edeyim gecelerime. Ver ki gecelerle kavgalı olayım. Şimdi
Seni getirdikleri için onlara ses bile çıkarmıyorum. Sen yaşadığımsın,
Yaşatanımsın. Sevdamsın sen... Belki ben anlatamıyorum ama geceler bu
Sevdaya şahittir. Çünkü artık onlarda bu aşka ortak oldular. Belki benden
Bile çok seviyorlar seni. Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim.
Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni... VE HEP
SEVECEĞİM...

Ne kadar birlikte olamayacağımızı bilsem de Ben ve Gecelerim Hep seveceğiz
Seni...

Yalnizligim

Duygular bir isyandır.
Kimi zaman çığlık, kimi zaman gözyaşı...
Düğüm düğüm bir şeyler sıralanır boğazına.
Ağlarsın ağlayamazsın.
Sevgidir, acıdır, umuda duyulan umutsuzluktur.
Bütün dünya sığmıştır gözüne.
Alabildiğine uçsuz bucaksız hissedişler içinde,
zamansızlıklar içinde zamana çağrıdır içindeki.
İstersin ama. zordur silip atmak her şeyi.
Her şey yalnızlığındır, yalnızlık her şeyindir.
Hiçbir şeyin kalmadığı zaman umudundur yalnızlık...
Yalnızlık iki haliyle vardır yaşamımızda.
Kimseli ve kimsesiz oluşuyla...
İnsansızdık, yaban ve de garip...
Bir sonbahar yaprağının yalnızlığını yaşardık.
Bilirim herkesler yalnız bırakır ama sen bırakmazsın...
Oysa şu an öyle yalnızım ki ne bir insan ne bir canlı hayatımda
kimseyi istemiyorum bu yalnızlığımda bile...
Oysa sana öyle açım ki ne bir sevgi ne de bir ilgi istemiyorum...
Bir tek sen, bir tek senin sevgin,
bir senin ilgin benim yalnızlığımı yok edebilir...
Ve bana bugün, bu saatte, bu anda sana böylesine açken gel,gel!
Sağır, kör, karanlıklar içinde bir başkasıyla değil,
yalnızlığımla, kimsesizliğimle, sensizliğimle bekliyorum seni.

Kurtulacak Mi

Ay dolunay bu gece!...
Yanında götürdün mü gölgemi...
Doğmamış bir aşkın kaygısı mı yoksa içindeki..."
........
Alıp başını yollara düşmeler veya düşüncede ayrılığa düşmeler gibi,
Birbirinle aykırı kalmalar; yanındayken uzakta olmalar gibi,
Ayrılıklar da çeşit, çeşit.
"Ne olursa olsun, gönüller bir olsun" sözü hiç de boş değil.
Uzaklık fark etmez, gerçek sevgi ayrılığa dayanır;
Aklının bir köşesinde, yerli yerinde bekler.
Günde kim bilir kaç kez "keşke" li bir cümle kurarsın,
Gülüşü gelir aklına, sesi gelir...
"Hazırlan, geliyorum" der hayalinde;
birazdan yanında olacak sanırsın.
Vuslata kaç gün kalmış, sayarsın.
Bu bilginin hiçbir işe yaramayacağını bilsen de,
İmkansız gülümsemesi gelir aklına,
Cebine koysan, demişsindir...!?
Yanında yerin yoktur!
.........
Ayrılıklar başka başka dedik ya!
Bazen yan yana ama ışık yılı uzaktayızdır birbirimize.
Sadece cisim olarak orada, o koltuğun üzerindeyizdir.
Fikri ayrılıktır ki; iflah etmez kişiyi.
Büyük aşkların şiddeti bile buna dayanmaz.
Farklı kültürler, farklı anlayışlar, zamanla tüketir duyguları.
Anlaşmazlıklar, kavgalarla yıpranır ilişki
Gün gelir, taraflardan en az biri kaçacak delik aramaya başlar.
Tutkalı kurumuş zarf kapağı gibi açılır, uçuverir aşk mektubu.
Her geçen gün katlanarak artan boşanmaların
Gerekçeleri hep aynı değil mi;
Fikri ayrılık ya da fikri uyuşmazlık.
Bazen,"ilişkimizin sağlığı açısından bir süre için
ayrı kalmamız iyi olacak" denir.
Anlaşmalı bir ayrılık süresi tespit edilir.
Aşk sorgular; sınava alınır.
Gergin beklenir, giden geri dönecektir,
ama ya aşk, kurtulacak mıdır?
......

Başka bir ayrılık durumunda ise, taraflar dargındır.
Vuslat olmaz bir türlü.
Küslük, ayrılık sinir bozucu bir şekilde devam edip, gider.
Karşılaşmaktan korkar, aslında hoş bir tesadüf beklersin.
Biri "onu gördüm" der!
Ondan gelecek ufacık bir bilgi bile çok önemlidir,
"İlgilenmiyorum" görünür, kurnazca e-e! dersin.
Güya "gördüyse n' olmuştur"...
Merakın tahmin edilir, kimse o kadar aptal değildir.
Dinler, olmadık anlamlar çıkarır ve olanları kendine yontarsın.
.....
İşte böyle kızlar...Kim çözmüş ki, biz çözelim hayatı...
"AYRILIK DA AŞKA DAİRDİR!"
Aşklar da bizimdir, ayrılıklar da...
.......
Evet, dolunay var bu gece.
İçimden bir ses, yıldızları seyret ve mutlu ol diyor.
Peki, mutlu olmak zorunda mıyız...?

aski yakmaya geldik

Başıboş dolaşma da bir çizgi bul kendine,
İbret alsın şu âlem, oku, öğren, öğrete…
Biz bir nura dönmüşüz sende katıl bizlere,
Şu karanlık dünyaya ışık saçmaya geldik.

Sevgiye tutsağız biz karıştık aşk seline,
Akar durur gönlümüz gönül denizlerine,
Sevmeye hasret kalmış, pas tutmuş gönüllerde,
Sevgi meşalesinde aşkı yakmaya geldik.

“Kim olursan olda gel” diyen söze uyup da,
Allah bile sev demiş, sevgi duy insanlığa,
Biz göçüp gideceğiz geride kalanlara,
Şu üç günlük âlemde sevda ekmeye geldik.

Savaşlara isyan et! Göster artık gücünü.
Bir hidrojen bombası soldurmasın gülünü
Hürriyete bayrak aç! Dünya duysun ününü
Barış tomurcuğunda güller açmaya geldik.

İster siyah, beyaz ol, kenetle ellerini,
İnsanlara saygı duy, ayırma dili dini,
Sevmeyi kutsal say da saklama sevdiğini
Gönül topraklarına sevda ekmeye geldik….

Adini Sen Koy

Hicran mıdır,sevda mıdır,
Beni sana bağlayan.
Yoksa aşk mıdır,
Deli divaneye büründüren.
Ateşte küle çeviren sevgi misin sen beni yakan.
Düşlediğim yarının gökkuşağı,
Renk cümbüşüne dönüştüren kelebeğim.
Yenilgi tanımayan sevgimsin beni yakan.
Güzelliklere umut bağlatan sen misin,
Yok sa ben miyim; aradığım güzellikleri düşleyen.
Beni sana bağlayan,
Yoksa aşk mıdır,deli divaneye büründüren,
Ateşte küle çeviren sevgi misin beni yakan.
Hicran mıdır,sevda mıdır,
Seni bana yakınlaştıran sevginin berraklığı.
Nergiz midir yoksa, çiğdem midir.
Yüreğimde sevgiye tutuşmuş bahar mısın sen sevdiğim!
Güzellikler ve yarınım olmalısın sen sevdalım..

ne kaybederdin

Bir günah işledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?

Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahımız bize yeterdi
Şeytana uyupta bu kadar derdi
Başına sarmasan ne kaybederdin?

Yakamı tutmasan yargılar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatamı sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?

Üstüme gelmesen sıkana kadar
Üzmesen canımdan bıkana kadar
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?

Kanattın yaramı günbegün deşip
Paramparça oldun gözümden düşüp
Çılgın seller gibi haddini aşıp
Üstüme varmasan ne kaybederdin?

Hiç şansın kalmadı dönsende geri
Yitirdin verdiğim bütün değeri
Aşkına emanet ettiğim yeri
Bu kadar kırmasan NE KAYBEDERDIN?

Canim yaniyor

Canım Yanıyor Onsuz Gecen Her Günde,
Dagılıyorum Her Aksam Üzüntümle.
Aglarım, Yanarım Kimse Bilmez,
Cektigim Acıları Kimse Hissedemez.
Ben ki Onun Ugruna Herseyden Gectim,
Dostlarimdan, Ailemden Ve Herseyden Cok Sevdim.

Isterdim ki hic ayrılmayalım,
Isterdim ki Hic Birbirimizden Uzak Yasamayalım.
Sonunda Olan Ayrılıkla Bana Oldu,
Kederde, Acıda Sonunda Benim Yanımda Yer Buldu.
Canım Yanıyor Bu Dertle,
Ben Hic Yasamıyacak Mıyım Sevgiyle?

Hayal Kırıklıklarını Üst Üste Hep Yasıyorum,
Dedim Ya, Kimse Bilmez, Ama Ben Sessizce Aglıyorum.
Aglıyorum Bu Sansızlıgıma,
Kahrediyorum Bu Güzel Olmayan Yasantıma.
Hep Yüregim Icin Icin Kan Aglıyor,
Cektigim Bu Hasretle Canım Cok Yanıyor...

Sen gidince anladiklarim

Meğer seher yelleri de kırarmış başakları,
Umutlarda hep hanımeli açmazmış.
Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları..


Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler,
Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda,
Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın
kolları..

Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer,
İsmi martı değilmiş,
Beyaz olan tüm kuşların..

Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman,
Kolay değilmiş her bilmece,
İri sorular varmış yüreklere saplanan..

Nankör diye haykırırmış,
Saatler her geçen an'a,
Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..

Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda,
Yalnızlıkmış kökleri,
Ayrılıkmış derinlere uzanan..

Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar,
Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında,
Erkekler de ağlarmış inan.
Olsa da göz pınarları ıslanmadan..

Simdi sen gidiyorsun

İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.
Kaybetmek zormuş.
Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak.
Aslında yoktun ya başta.
Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor.
Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler.
Hayat dedim de, üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey.
Hayat sana yakın, benden uzak şimdilerde.

Nefes almak güç müydü eskiden.
Yokluk, sensizlikle eş anlamlı değildi.
Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu.
Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık.
Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini.
Baktığım yerler boşluk.
İçimden ağlamak gelmiyor.
Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım.
Sevdaya yakındı adın önceleri.
Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor.
Her şey koca bir yokluk.
Peki var olan ne?
Nedir şimdi yaşamak dediğin.
Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı.
Düşlemeye bile korkuyorum seni.

Şimdi sen gidiyorsun.
Git.
Kal diyemem.
Tükettiklerim acıya yakın.
Özlemlerim maskeli.
Gözlerimde sisli bir şehir.
İçimde yıkılıyor mabetler.
Yüreğim enkaz.
Şimdi sen gidiyorsun ya
Boşlukta dağılıyorum ben.

Mutluluk nerede biliyor musun

Tabağında, ağız tadına uymayan
bir yiyecek bulduğun zaman, şikayetçi olma.
Tabaklarında, karınlarını doyurmak için bile
hiçbir şey bulunmayan insanları düşün.

Sıkışmış bir trafikte, kendini umutsuz
hissettiğin zaman, şansız olduğunu sanma.
Dünyada, arabaya binme şansına hiç sahip
olamayan kişileri düşün.

İşinde, kötü bir gün geçirdiğin zaman,
kendi kendine söylenme. Yıllardır işsiz kalmış
bir kişiyi düşün.

Yerleşim merkezinden kilometrelerce uzakta
araban bozulduğu zaman, yaşama küsme.
Doğduğu günden bu yana, böyle bir yürüyüş
yapmayı özlemiş bir felçliyi düşün.

Aynaya baktığında, saçındaki yeni bir
beyaz saç teli daha seni üzmesin.
Saçlarına yeniden sahip olmayı bekleyen ve kendisine
kemoterapi tedavisi uygulanan bir hastayı düşün.

Yaşamın anlamını ve amacını düşünmeye
başladığında, kafan karışmasın.
Bunu düşünmeye bile fırsatı olmayanları düşün.

Ve bir gün insanların sertliği, umursamazlığı,
küçüklüğü ve güvenilmezliği karşısında,
kendini aşağılanmış ve kurban edilmiş
bir duygu içinde bulursan, yine de gülebilmeyi dene.
Çevresindekilere sert, umursamaz, aşağılayıcı ve ezici
davranan bir kişi olmadığına şükret....

seninle ve sen olunce

Seni toprağa vereli tam bir yıl oldu
Dört mevsim gözlerim yaşla doldu
Keşke gitmeseydin, bırakmasaydın beni
Elimden bir şey gelmiyor,
Çünkü gidişin takdir-i ilâhi.

Geçen yılda neler oldu bilemezsin
Hayatta ki en büyük mücadelem
Sensizlik ve kayıtsızca içimde dolaşan, sen
Bilemezsin, ne kadar da çok özledim seni.

Sen gittikten sonra,
Sonbaharda yapraklar düşerken bir garip oldu
Eskiden süzülerek dökülen yapraklar, şimdi hızla yere çakılıyor
Sanki gözlerimdeki sen gibi, titreme gibi
Bir anda varken, ben istemeden yok oluyor.

Sen gittikten sonra gökyüzü bir garip oldu
Eskiden maviye meyilli, gün sıcacık, güneş yakıcıydı
Geçen yıl karanlık hiç kaybolmadı ve sanki ışık bana yasaktı
Zaten hiç aramadım ki ışığı,
Çünkü sensiz olan aydınlık bana haramdı.

Sen gittikten sonra buraların hiç tadı kalmadı
Sen de benim gibi sevmezdin tatsız tuzsuz yaşamayı
Hatırlasana nasıl da iyi anlaşırdık, beraber gezer dolaşırdık
Ellerimiz sımsıkı, yüreğimiz bir ve gözlerimiz ufuktaydı.

Hiç dilinden düşürmedin, ara sıra kızdırırdın beni
Ben senden önce ölürüm diyordun
Senin sözünde duracağını anlasaydım
İnan ki bende seninle birlikte gelmek isterdim
Hayret ki; Ölümde bile,
Senin kadar sözüne sadık bir insan görmedim.

Sen beni merak etme sakın
Eskiden ellerinden, gözlerinden ve yüreğinden alıyordum gücümü
Yüreğin toprak oldu, bedenin meşe ağacı, saçların yaprak, gözlerin
gökyüzü
Ne mutlu ki bana;
Artık seni hissederek buluyorum yönümü...

seni anlatiyor

Yine maviler içindesin
Benim ve senin, en sevdiğimiz
En güzel mavilerin içindesin
Yine yüreğin sevgi dolu
Yani, masmavi gökyüzü gibisin
Ve incecik ipek yumuşaklığında ellerin var senin
Bedenin kadar zarif ve narin
Bir de gözlerin var;
Herkesi kıskandıran kahverengi gözlerin
Ve biliyor musun;
Ege'nin sahillerinden esen tüm rüzgarlar
O güzelim tel tel dalgalı saçlarını arar
Her biri kendi halinde eser
Ve sana ansızın dokunabilmek için
Birbirleriyle yarışırlar.
Her güzelliğinde bütünleşen, seni bana anlatan
Bir adın var senin
Ve bilmeni isterim;
Ben seni, adın kadar çok sevdim.

Mükemmel bir kalbin var senin;
Kimsenin dokunmaya cesaret edemediği
Aşk kadar yakıcı, hayat kadar dolu,
Ve zaman kadar akıcı,
Bir yaprak gibi rüzgara direnen
Her an tutku dolu bir sevgi arayan
En güzel paylaşımlarda varolan
Ara sıra durgunlaşan
Ve ara sıra da bir nehir gibi dolup taşan
Yollara sığmayan, sıradağlar arayan
Hep kendi içinde yaşattığın
Coşkun bir sevdan.

Bilmiyorsun ve farkında değilsin !
Kendime yetmediğim anlarım var benim
Ve ben, kendime yetmediğim anlarda
Senin güzelliğinden çalıyorum
Güzelliğini,
Kendime ait birikimlerime katıyorum
Ben seni;
Kalbimdeki sevgi dolu, en güzel, en sıcak,
Ve en dokunulmaz yerde saklıyorum...

Ben seni ;
Gökkuşağının en güzel rengi olarak görüyorum
Sen olmazsan içinde, gökkuşağı bir hiçtir
Bunu biliyor muydun ?

Ben seni;
Hiç durmadan yağan yağmur tanelerinde özleyip
Rüzgarların en şiddetlisinden kıskanıyorum
Ve suyun toprağa hayat verdiği,
Tüm dirilişlerde arıyorum...

Ben seni;
Senin de bildiğin, ve sadece senin için
Zamanı durdurabildiğim duygularımda
Ve en güzel ânlarımda anımsıyorum.

Ben seni;
Tabiâtın bütün güzel esintilerinde
Doğanın en mânâlı yeşilinde
Mavinin kararlılık ve gizeminde
Denizin görünmeyen hırçınlığında
Fezanın en görkemli sonsuzluğunda
Bir bebeğin ışık görmemiş gözlerinde
Ben seni;
Burcu burcu kokan leylak kokularında
Güneşin, Ayın ve yıldızların
En ışık saçtığı anlarda
Ve bir de, ara sıra sevgiyle döktüğüm,
Göz yaşlarımda anımsıyorum.
BEN SENİ SONSUZLUK KADAR ÇOOOOKKK SEVİYORUM....

askimi anlatabilsem

Bir bahar serinliği hissediyorum
Saçlarına dokunmak gibi
Belki bir baharı yaşıyorum, ama ;
Keşke bir bahar günü gibi
Aşkımı anlatabilsem sana.

Aşkımı sana hiç anlatamadım
Ben sadece her an, seni yaşadım
Ve bazen kelimelerim tükendi
Cümleler kuramaz oldum
Gözlerim gözlerine bakamaz oldu
Galiba en iyi yaptığım şey
Sana olan duygularım ve aşkımdı,
Ve senden habersiz
Kalbimden çıkıp, gözlerimde buluşan
Göz yaşlarımdı.
Belki bir baharı yaşıyorum, ama ;
Keşke bir bahar günü gibi
Aşkımı anlatabilsem sana.

Bu yol çok uzak biliyorum
Tıpkı yıldızlar gibisin, bana çok
uzaksın
Onları görebiliyorum, ama tutamıyorum
Ve bir serap gibisin, sana yaklaştıkça kayboluyorsun
Ama biliyorum;
Sen bu yolun sonundasın
Bütün güzelliğinle ve kadınlığınla
Beni herhangi bir mevsim serinliğinde bekliyorsun.
Seninle bir baharı yaşıyorum, ama ;
Keşke bir bahar günü gibi
Aşkımı anlatabilsem sana.

Hüzünle değil, güllerle geleceğim sana
Seninle bir baharı yaşıyorum, ama ;
Keşke bir bahar günü gibi
Ellerin ellerimde,
Gözlerinin derinliğine dalarak
Aşkımı anlatabilsem sana